Bir gün Talat Ağabey, Kemal Atakay, Erhan
aynı evdeyiz. Harbiden Balıkesir’de dönemin en lüks apartmanı (900 metre kare okyanusa
bakıyor). Kemal, felsefe diyalektik takılıyor,
Talat Ağabey imanlı. Akşam balıkları pişirdik,
yedik içtik, müthiş güzel bir sohbet. Bunlar
tartışmaya devam ettiler. Allah var-yok. Biz
Erhan’la uyuduk. Gece üç gibi uyandım.
Salondan sesler geliyor. Kemal 1.90 Yunan
Heykeli gibi, Talat Ağabey Anadolu çocuğu.
Ben odaya girdiğimde karşılıklı dikilmişler, Talat Ağabey, Kemal’e bağırıyordu: “Tut ki ben imamım. Tut ki ben imamım.” Ben gülmekten yerlerde. Yıl 1991. Talat Ağabeyimin kitapta imam olması o akşamdandır.“Ben kasabım” dese kasaptı gerçekten. Kitapta ve imamın anlattıklarında dinî hiçbir şey yok. Ama öyle bir propaganda makinesinin çarkları arasında kalmışız ki kendi ülkenin dinini temsil eden bir adamı kullanırken korkuyorsun. “Hangi gazeteci
beni infaz edecek acaba?” diye. Eğer bir papazı kullansaydım, yemin ederim hiç strese girmezdim. Onların kitaplarında mutlaka Hz.İsa’ya birçok referans bulursunuz. Bizse yazamayız. Takip edin bakalım, beni kimler infaz edecek. Kitabın bütününe baktığımda yazarken çok güldüm.
Gözlerinizden öpüyorum.