ein volk ein rich

ein volk ein rich
@cehlibeyt
《|◇|》 ●
With me, the present is forever, and forever is always shifting, flowing, melting. This second is life. And when it is gone it is dead. But you can't start over with each new second. You have to judge by what is dead. It's like quicksand... hopeless from the start. A story, a picture, can renew sensation a little, but not enough, not enough. Nothing is real except the present, and already, I feel the weight of centuries smothering me. Some girl a hundred years ago once lived as I do. And she is dead. I am the present, but I know I, too, will pass. The high moment, the burning flash, come and are gone, continuous quicksand. And I don't want to die.
Reklam
“Cuma bana kemiğimin üstündeki etten daha çok bağlanmıştı.”
Çorak Kadın Bomboşum, bir tek ayaksesi yankılanır içimde, Sütunlarıyla, revaklarıyla, kubbeli odalarıyla heybetli, ama heykelsiz bir müze. Bir fıskıye fışkırır avlumda, sonra gömülür gerisin geri kendine, Rahibe-gönüllüve dunyaya kör. Koku niyetine Sararmış benizlerini salar dışarı mermer zambaklar. Yüce bir soydan geldiğimi düşlerim, Beyaz bir Nike'nin ve birkaç kel gözlü Apollonun anası. Tersine, ölüler yakar canımı ilgileriyle, birşey olacağı da yok üstelik. Ay bir elini alnıma koyar, Bir hemşire gibi ifadesiz ve suskundur suratı.
Aday Öncelikle, bizim türden biri misin? Kullanır mısın Camdan bir gözü, takma dişleri ya da bir koltuk değneğini, Bir teli yahut bir kancayı, Kauçuk memeleri ya da kauçuk bir kasığı, Bir şeyin eksikliğini göstermek için bir ilmiği? Yok, yok mu? Öyleyse Nasıl verebiliriz sana bir şeyi? Kes ağlamayı. Aç ellerini. Boş mu? Boş. Burada işte dolduracağın Bir el ve isteklidir Çay fincanlarını getirmeye ve başağrıları düzlemeye Ve ne söylersen yapmaya. Evlenir misin bununla? Garantilidir Başparmakla kapatmaya gözlerini en nihayetinde Ve hüzünden erimeye. Yeni bir stok mal yapıyoruz tuzdan. Fark ettim büsbütün çıplaksın. Ne dersin bu takım elbiseye – Siyah ve kaskatı, fakat kötü durmadı üstünde. Evlenir misin bununla? Suya dayanıklı, yıpranmaya dayanıklı, dayanıklı Ateşe ve damı delen bombalara.
“Carlos'un iki içgörüsü - ardından gelecek birçok içgörünün ilk ikisi - bana ve öğrencilerime birer armağandı. Her biri farklı bir terapi yöntemiyle üretilmiş olan bu iki içgörü, özet olarak bir insanın başkalarıyla ilişkisine odaklanan grup terapisinden alabilecekleriyle, kendi iç dünyasıyla ilişkisine odaklanan bireysel terapiden alabilecekleri arasındaki farkı açıklıyordu. Öğrettiklerimi açıklamak için Carlos'un canlı içgörülerinden pek çoğunu hala kullanırım. Kendisine kalan birkaç aylık yaşam süresince Carlos çevresine bir şeyler verme yolundaki seçimini sürdürdü. Kanser hastaları için bir "kendi kendine yardım" grubu (bunun bir "son durak" meyhanesi olduğuna ilişkin bir espriyi de ihmal etmeyerek) oluşturdu ve kiliselerinden birinde bazı kişilerarası beceri gruplarında grup liderliğini üstlendi. Artık onu en fazla destekleyenlerden biri olan Sarah, gruplarından birine konuşmacı olarak davet edildi ve Carlos'un sorumlu ve yetkili liderliğine tanık oldu. Ama Carlos hepsinden fazla, çocuklarına bir şeyler verdi ve onlar da babalarındaki değişmeyi fark ederek yakınlarda bir üniversiteye bir dönem için kaydolduklarında onun yanında kalmayı tercih ettiler. Harikulade cömert ve destekleyici bir babaydı. Bir insanın ölümle yüzleşme şeklinin büyük ölçüde anne ve babasının ortaya koyduğu örnekle belirlendiğini hep hissetmişimdir. Ana babaların çocuklarına verebilecekleri son armağan, örnek olmak suretiyle, onlara ölümü vakarla karşılamayı öğretmektir bu bağlamda Carlos olağanüstü bir erdem dersi verdi. Ölümü o karanlık, boğuk, fesat gizliliğindeki ölümlerden değildi. Yaşamının son anına dek hastalığı hakkında o ve çocukları birbirlerine karşı dürüst oldular ve Carlos hastalığından söz ederken gözlerini şaşılaştırıp dudaklarını büzerek bir at gibi burnundan
Reklam