ein volk ein rich

ein volk ein rich
@cehlibeyt
《|◇|》 ●
1k uygulamasını yıllar önce çok severek kullanıyordum şartlar kullanmamaya alıştırdı sonra aşırı reklam mobingi çıktı, bilerek premiuma geçmek için yapmışlar belli. Şimdi ara ara giriyorum buraya tanıyamıyorum burayı. Çok değişmiş buralar
ein volk ein rich
Öyle. Hatta süratle kalitesizleşmeye devam ediyor. İki ay girme, başka bir mecraya dönüşür.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bazı şeyler bize bağlıdır, bazı şeyler ise bize bağlı değil­dir.Bize bağlı olan şeyler varsayım, dürtü, arzu, kaçınma ve kısaca eylemimizle belirlenen her şeydir. Bize bağlı olmayan şeyler ise bedenimiz, mal varlığımız, ünümüz, makamımız ve kısaca eylemimizle belirlenmeyen her şeydir. Dahası bize bağlı olan şeyler doğası gereği özgür, engellenmemiş ve durdurulmamış karakterdedir, bize bağlı olmayan şeyler ise zayıf, köleye özgü, engellenmeye müsait olan ve bize ait olmayan şeylerdir. O halde köleye özgü bir şeyin özgür birine ait olduğunu ve sana ait olmayan bir şeyin de sana ait olduğunu düşündüğünde, önünün kesileceğini, kederlenece­ğini, telaşa kapılacağını, tanrıları ve insanları suçlayacağını hatırla.Buna karşın sadece, gerçekten sana ait olan bir şe­yin sana ait olduğunu ve sana ait olmayan bir şeyin de sana ait olmadığını düşünürsen, kimse sana baskı yapmayacak,kimse seni engellemeyecek, sen kimseyi suçlamayacaksın, kimsede kabahat bulmayacaksın, isteğin dışında hiçbir şey yapmayacaksın, kimseye düşman olmayacaksın, kimse sana zarar vermeyecek, zira seni etkileyebilecek zararlı bir şey ol­mayacak .
ein volk ein rich
Dolayısıyla her görünüm karşısında öncelikle şunu söylemeye çalış: "Sen bir görünümsün ve gerçek gibi algılan­san da gerçek değilsin." Sonra onu araştır ve benimsediğin ölçütlerle sına, o ölçütlerin ilki ve en önemlisi şudur: Bu gö­rünüm bize bağlı olan şeylere mi, yoksa bize bağlı olmayan şeylere mi dayanıyor? Eğer bize bağlı olmayan şeylere daya­nıyorsa, şu cevabı vermeye hazır ol: "Bu görünümün benim için hiçbir değeri yok."
Dupre histeriyi şöyle tanımlamaktaydı: “ Benim psikoplastisite olarak adlandırdığım, düşünce ve bedenin bu özel sinerjisiyle birleşmiş, telkin edilebilme ve hayal gücünün içinde bulunduğu durumun, similatörlerin ortaya çıkardıklarından ayırt edilmesi imkânsız patolojik sendromların az çok istemli simülasyonunu, işlevsel zihin bulanıklıklarının mitoplastik organizasyonu sonucunu doğurmasıdır.”Böylelikle,bu klasik tanım, histerinin majör belirtileri olarak, organik temelli olmayıp mutlak şekilde psikolojik kaynağa sahip telkin edilebilmeyi, paralizi türünden zihin bulanıklıklarının ortaya çıkışını, anesteziyi ve anoreksiyi belirtmektedir.
ein volk ein rich
Belirli nesneler karşısında duyulan paroksistik kaygı krizleriyle tanımlanan (boş alanlar karşısında agorafobi) ile hastanın kaygısına karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarıyla belirlenen takıntılı nevroz (rıtiiel şeklinde önlemler, karşısındakinin gönlünü hoş tutmaya yönelik hareketler) arasında ayrım yapmak gerekir. Mani ve Depresyon: Magnaıı’ın “düzensiz delilik” olarak ad­ landırdığı bu patolojik biçimde, az çok uzun aralıklarla, birbir­ lerine karşıtlık oluşturmalarına rağmen iki sendromuıı birbi­ rini takip ettiklerini görmekteyiz: maııik sendroııı ile depresif seııdrom. ilki, motor ajitasyonu, keyifli ya da öfkeli bir ruh halini, ardı ardına anlamsız sözler söylemeyi, bağlantılar arasındaki çabuk­ luğu ve düşüncelerin uçuculuğuyla kendini gösteren psişik bir coşkuyu içermektedir. Bunun aksine, depresyon, üzüntülü bir ruh halinin arka planda yer aldığı, psişik yavaşlamanın eşlik et­ tiği motor kuvvetlerdeki ataletle kendini gösterir. Bazen yalıtıl­ mış da olsalar, çoğu kez mani ve depresyon birbirine, Gilbert- Ballet’nin farklı görünümlerini ortaya koyduğu düzenli ya da düzensiz bir nöbetleşme sistemiyle bağlıdır.3 Paranoya: Tutkulu bir yüceltmenin (kibir, kıskançlık) ve psi­ kolojik hiperaktiviteniıı arka planında yer aldığı ve zulüm, hak iddia etme, büyüklük gibi temaların, mantıki görünen bir bü­ tünlük içinde belirginleştiği, halüsiııasyonun görülmediği, tu­ tarlı bir sistem içerisinde gelişen bir sayıklamaya tanık olmak­ tayız. Kronik lıalüsinasyon psikozu da sayıklamak bir psikoz olmakla beraber, buradaki sayıklama düzensiz olup çoğu kez tutarsızdır da. Büyüklük teması diğer bütün temaları, karakterin çocuksu bir coşkulanılın içerisinde massetmektedir. En önemlisi de, lıa- lüsinasyonlar tarafından beslenmektedir. Ergenlik psikozu olan ergen bunaması (hcbepretıi) ise, klasik olarak entelektüel ve motor kuvvetlerdeki bir uyarılmayla (ge­ vezelik, yem kelimeler icat etme, cinaslar; özenticilik ve dürtü­ ler) ve polimorfizmiıı yavaş yavaş azaldığı düzensiz bir sayıklama ve haliisinasyonlarla tanımlanır.
Nereye oturalım” diye soruyorum. “ Fark etmez” diyor sonra bir kafe gösteriyor. Hesabı görünce “babayarrooo” diye bağırmamanın elde olmadığı lüks bir kafe. Son buluşmada böyle harcamalara ne gerek var anlamıyorum, her şeyden önce yediğimizden içtiğimizden bişey anlamıycaz ki... Yine de giriyoruz. O bir kahve söylüyor yanında da browni, küçük çay yokmuş ben de bir kahve istiyorum. Daha önce yüzlerce kez konuşulan şeyleri bir daha konuşmaya başlıyoruz. Artık ben de inanmıyorum söylediğim yalanlara. Eskiden kendi yalanıma inanıp, gözlerim yaşarıyordu. “Bu topraklar böyle bir sevda görmedi be” diye düşünürdüm. Anlatıyor. Pek dinlemiyorum. Gözüm tişörtüme takılıyor. Ne lan bu? Üstümü örtmesi için pamuk ve polyesterle dokunmuş bir kumaş. Tasarlamış biri onu. Kafamı çıkarayım diye delik yapmış üst tarafına, kollarımı çıkarmam için de iki küçük delik de yana açmış. Şimdi ben kafamı bir eşyanın deliğinden çıkarıp nasıl çok ciddi şeyler anlatayım birisine. Tosbağa mıyım lan ben. Bu ne rezilliktir ya rabbi. O bi delikten kafasını çıkarmış beni yargılıyor, ben öbür delikten kafamı çıkarıp onaylıyorum, “Aslında sen de haklısın” diyorum. Hâlâ inanamıyorum böyle yaptığımıza.
ein volk ein rich
Sokaktan bir motor geçiyor, gürültüden söylediği çok önemli cümlenin sonunu duyamıyorum. Bakakalıyorum giden motorun arkasından. “Taşıt ne yaa?” diye düşünüyorum. Bütün canlılar gibi insan da kendi öz gücüyle bir yerden bir yere ayaklarıyla giderken nasıl oldu da taşıta geçmeye karar verdi anlayamıyorum. Yani o geçiş dönemi nasıl oldu? Kendisi çeşitli ihtiyaçları olan bir canlıyken, tıpkı kendisi gibi yemek, içmek, üremek, barınmak vs... Bilumum ihtiyaçları olan At’ı gördü, sonra “ben buna bineyim de şuraya gideyim” diye nasıl düşündü, bunu nasıl bir mantığa oturttu anlayamıyorum. Bir canlı başka bir canlıya biniyor ve kimse bunu kimse yadırgamıyor. Allah aşkına söyleyin, neresi normal bunun? At da nefes alıyor ben de ama ben ona şu anda biniyorum. Peki ya atın buna hemen ikna olmasına ne demeli? İki arpaya g.tünü verir bu! Bana bundan sonra kimse “at” demesin, atı övmesin.