FASAFİSO ŞİİR
Temmuzda gel bize, Evet... Kapı kaç kere açık, Kaç kere rüyalarıma kadar, Temmuzda gel, Temmuz olmadan gel. Temmuz'un bir özelliği yok, Sen bu rüzgâr çemberi içinde, Kitaplarda yazıyormuydu bu? Belki şiirlerde, Oralarda bir hacı amca türkü söylerken, Temmuz bitmez bekler ikimizi... Öbür dünyada kalmaz, Bu dünyada... Ben tatlı bir çocuk oldukça, Yazılan şiirleri bile unuturum. Bambaşka bir yerde, Temmuz bitmeden hemen gel... AYKUT BARIŞ ÇELİK
Edebiyat
d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
SEÇİLMİSLER ORDUSU
BİLİMİN SUSTUĞU YERDE, YENİ BİR EVREN BAŞLAR. ​Galaksinin ücra köşelerinden yükselen o soğuk çelik kokusu, çok yakında tüm gerçekliği değiştirecek bir fırtınanın habercisidir. Güç dengelerinin altüst olduğu, kibrin ve mutlak iradenin karşı karşıya geldiği bu makro evrende, bildiğiniz tüm kurallar geçerliliğini yitiriyor. ​Seçilmişler Ordusu: Bir Güç Savaşı, basmakalıp tür kalıplarını ve okuyucuyu laboratuvar rutinleriyle boğan eski usul bilimkurgu çizgilerini kökten yıkıyor. Burası; nanoçiplerin ve amansız stratejilerin tam ortasına, insanın en kadim duygularının, sarsılmaz bağların ve evrenin sonsuz boşluğunda yankılanan Chopin ezgilerinin üflendiği melez bir başyapıt. ​Akıl ve yapay zekanın bile açıklama bulamadığı rasyonel bir gizemin içinde, tek bir soru yankılanıyor: İnancın bittiği yerde başlayan o imkansızlığa yürümeye cesaretiniz var mı? ​Sınırları aşarak dünya dillerine kapı açan ve Türk bilimkurgu edebiyatında yeni bir milat olmaya aday bu benzersiz epik yolculukta yerinizi alın. ​Çünkü ordu toplandı, saat işliyor ve bu karanlıkta tarafsız kalmak artık imkansız
1000Kitap
Gazzenin Hafızası Kızıl Kapı Sembol
#SüleymanCeran'ın editörlüğünde yazar, akademisyen, aktivistlerin kalemlerinden uç seri şeklinde hazırlanan eserin ikincisi #GazzeninHafızasıKızılKapıSembol eserini #okudumbitti. Eserdeki yazi başlıklarına bir bakalım,  Çadır: Mültecinin Sessiz Direnişi /Ahmet Emin Dağ  Merkava /Aydın Ünal  Gazze /Ayşegül Genç  Defineye Malik Viranalar Var /Berat Demirci  Kırmızı Üçgen /Bülent Gökgöz  Enkaz /Demet Tezcan  Sniper /Ercan Yıldırım  Doğum /Fadia Malhis  İlaç / Faten Alhila  Gazze’ye Bakan Objektifler /Gökhan Özcan  Duvar /Gülden Sönmez  Gazze'de Zaman /Günay Bulut  İnsanlığın Onur Savaşı:Gazze /Halis Aydemir  Boş Tencere /Hamdi Nalbant  Gazze'de un:Hayatla Ölüm Arasında /Hülya Şekerci  Miftahu’l-Avde : Dönüşüm Anahtarı /İbrahim Demirci  Haniyye'nin Tebessümü / Kemal Öztürk  Yaşayan Şehitlerin Tebessüm Ettiği Tahtlar /Kenan Alpay  Müzakere Masası /Mahmoud Al-Rantisi  Gazze Savaşı'nda al Jazeeara Televizyonu /Metin Mutanoğlu  Gazze Direnişinin Sırrı :Kur'an Merkezli Nesil /Muharrem Güneş  Diken ve Karanfil /Murat Ayar  Rüzgârın Dokuduğu Nakış: Özgürlüğün Gölgesi /Murat Koç  Bir Çiçek Gibi Dirildikçe Gazze /Mustafa Uçurum  Gazlı Bez: Kapanamayan Yaralar /Münire Daniş  Haritadaki Son Kale /Nehir Aydın Gökduman
1000Kitap
Kısa cümleler kuruyorum Hakikati uzatmaya gerek yok ​Vuruyorsa sözüm tam kalbindendir İtirazın varsa bu adaletin rengidir Ayla Kaya-​Hakikatin Rengi Önde olanlar öncüdürler Onlar hakikakti söylerler Onlar nimetler içindedirler Adalet ile korunur devletler Hayat bir nehir, akar gider, bazen dingin, bazen coşar. Taşlar, engeller çıkar yoluna, yorulur insan, ama dursa nolur? Her düşüşte bir ders vardır aslında, Kadriye ile şiirler-Hayat Hayat bir nehir gibi seni ölüme doğru sürüklerken her düşüşten ders almalısın ders alabilirsen başarı kaynağını bulursun Bir avuç yem serdim soğuk kaldırımlara, Üşüyen kuşlar indi sessiz omuzlarıma. İnsan diye sarıldım nice karanlıklara, Bir tas çorba sundum beddua döndü bana Adem Çelik-Kuşlar Daha Vefali Dalbastı kirazlar,Meyva dizili muzlar,
1000Kitap
Gökyüzünün isli bir perde gibi sarktığı o sokaklarda, güneş bile yüzünü göstermeye utanır, rutubet bir sarmaşık gibi evlerin ciğerine işlerdi. O iki göz odada zaman, bir kum saati gibi değil, bir pranga gibi akardı. Genç kadın, mutfağın o hiç gün ışığı görmeyen köşesinde, parmak uçlarındaki o inatçı makine yağını ovarken aslında ömrünün kirini kazımaya çalışıyordu. Ama o leke derisine değil, sanki ruhuna mühürlenmişti. İçeride babasının o ağır, hükümran öksürüğü her duyulduğunda, tavan biraz daha üzerine çöker, nefes alabileceği o daracık alan biraz daha daralırdı. Orada hayat bir seçenek değil, bir itaat silsilesiydi; sofraya konan bir kase çorba kadar sade ve bir o kadar da katıydı. ​Karanlık çöktüğünde, o mahallenin dilsiz kuytularında sevdiği adamın gözlerine bakardı. O bakışlarda, bu çürümüşlüğün içinde sanki sadece ikisine ait gizli bir cennet varmış gibi bir yanılsamaya tutunurdu. Adamın ellerini tuttuğunda, o rutubetin ve yoksulluğun kokusu dağılır, dünya bir anlığına katlanılabilir kılınırdı. Sevgi, o daracık dünyada nefes alabileceği tek pencereydi; ya da o öyle sanıyordu. ​Bir akşam, o evin isli sessizliği babasının dudaklarından dökülen o geri dönülemez kararla sarsıldı. Birileri gelmiş, bir hayat üzerine pazarlık edilmiş ve hüküm verilmişti. Kızın içindeki o küçük bahçe, tek bir cümleyle yerle bir oldu. Peki, dedi sadece. Bu kelime, bir kabulleniş değil, bin yıldır o sokaklarda sessizce yok olan kadınların omuzlarına serilen o ağır, o dilsiz kefendi. Kendine ait bir hayırın hayali bile, o evin kutsal sayılan tozlu geleneklerine sürülmüş bir leke gibiydi. O, sadece birinden alınıp bir başkasına verilecek, üzerine paha biçilmiş ama kıymeti hiç sorulmamış bir emanetti. ​Sevdiği adama bu haberi verirken içinde garip bir sükunet, hatta gizli bir gurur vardı.
Edebiyat