Bir zamanlar bir adam vardı Nasûh adında
Tellâklık ederdi kadınlar hamamında
Yüzü benzerdi kadın yüzüne
Gizlerdi daima erkekliğini
Kötülükte, hîlede pek çevikti
Bu şekilde avlardı kadınları
Yıllarca bu şekilde tellâklık yaptı
Halinden, sırrından bir koku bile almadı kimse
Sesi kadın sesine, yüzü kadın yüzüne benzerdi zîrâ
Fakat şehveti kuvvetli, üstelik pek uyanıktı
Bu sûretle padişahın kızlarını bile
Bu âşık güzelce keseler, ovar ve yıkardı
Tevbe eder, ayağını çekmeye çalışırdı bu işten
Fakat kâfir nefsi bozdurup dururdu tevbesini
O kötü işli adam bir gün bir ârifin yanına gidip
“Bizi de hatırla duâlarında” dedi
O ârif adam, anladı onun gizlediği gerçeği ama
Vurmadı açığa ayıpları örten Allah’ın hilmine uyarak
Ârif tuhaf bir gülüşle şöyle dedi “Ey kötü yaratılışlı adam
Bildiğin şeyden Allah sana tevbe nasîb eylesin”
O duâ yedi göğü de geçti kabul edildi
O yoksulun işi nihâyet yoluna girdi düzeldi
Celâl sâhibi Allah’ın yaratışı bir sebep var etti de
Kurtardı onu bu lânet ve günahtan
Nasûh tası doldururken o hamamda
Bir incisi kayboldu padişahın kızının
Küpesindeki incilerden birisi kayboldu
O inciyi aramaya koyuldu bütün kadınlar
Sıkı sıkı kapattılar hamamın kapısını
Araştırdılar herkesin eşyâsını