Celil Bora Alacain

Celil Bora Alacain
Sûret bildiğin tebdili kıyafettir..
Kafire küfür gerek, dindara din.
Din
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cehennemin manevi ateşi, şuurdaki sahiplik düşüncesidir. Yakışı dünyada başlar.
Cennet Cehennem
Kasap elinde koyunum yâ sen beni yâ ben seni Cellâd önünde boyunum yâ sen beni yâ ben seni Irz-ü vekar mal-ü menal yağma olundu cümlesi Soyunmuşum bu yolda ben yâ sen beni yâ ben seni Cisme bugün kırk erbâin oldu tamam Deccâl lâin Kıldı beni Rabb’im emin yâ sen beni yâ ben seni Vallâhi senden korkmazam dâ’vâyı bâtıl kılmazam Hak’tır sözüm yorulmazam
Şiir
Mesnevî’de şöyle bir hikâye anlatılır:
Bir zamanlar bir adam vardı Nasûh adında Tellâklık ederdi kadınlar hamamında Yüzü benzerdi kadın yüzüne Gizlerdi daima erkekliğini Kötülükte, hîlede pek çevikti Bu şekilde avlardı kadınları Yıllarca bu şekilde tellâklık yaptı Halinden, sırrından bir koku bile almadı kimse Sesi kadın sesine, yüzü kadın yüzüne benzerdi zîrâ Fakat şehveti kuvvetli, üstelik pek uyanıktı Bu sûretle padişahın kızlarını bile Bu âşık güzelce keseler, ovar ve yıkardı Tevbe eder, ayağını çekmeye çalışırdı bu işten Fakat kâfir nefsi bozdurup dururdu tevbesini O kötü işli adam bir gün bir ârifin yanına gidip “Bizi de hatırla duâlarında” dedi O ârif adam, anladı onun gizlediği gerçeği ama Vurmadı açığa ayıpları örten Allah’ın hilmine uyarak Ârif tuhaf bir gülüşle şöyle dedi “Ey kötü yaratılışlı adam Bildiğin şeyden Allah sana tevbe nasîb eylesin” O duâ yedi göğü de geçti kabul edildi O yoksulun işi nihâyet yoluna girdi düzeldi Celâl sâhibi Allah’ın yaratışı bir sebep var etti de Kurtardı onu bu lânet ve günahtan Nasûh tası doldururken o hamamda Bir incisi kayboldu padişahın kızının Küpesindeki incilerden birisi kayboldu O inciyi aramaya koyuldu bütün kadınlar Sıkı sıkı kapattılar hamamın kapısını Araştırdılar herkesin eşyâsını
Alıntı
Kàşânî (r.h.) şöyle demiştir;
Tevbenin mertebeleri takvânın mertebeleri gibidir. Nasıl ki takvâ mertebelerinin ilk basamağı şer’î yasaklardan kaçınmak ve son basamağı da enâniyet ve onun her türlü kalıntısından vazgeçmektir. İşte tevbe de böyledir. Tevbenin ilk basamağı mâsiyetlerden uzak durmak, son basamağı da tahkîk ehli nezdinde büyük günahların analarından birisi olan kendinde varlık görmekten uzak kalmaktır.
Alıntı