"Allah sana yardım etsin ve seni nurlandırsın, bilmelisin ki, Bu meşru ve ilâhî yola giren kimse öncelikle bulana kadar bir üstat aramalıdır. Üstat aradığı sürede zikrettiğimiz dokuz ameli yapmalıdır. Çünkü dokuz, yalın sayılardandır. Bu amelleri yerine getirirse, tevhitte derinlik kazanır. Bu nedenle Allah felekleri dokuz yapmıştır. Bu feleklerin hareketlerindeki ilâhî hikmete bakınız! Onlardan dördünü zâhirinde beşini ise bâtınında kabul edebilirsin.
Zâhirindekiler açlık, uykusuzluk, susmak ve uzlettir. Bunlardan iki tanesi etkindir -uzlet ve açlık-; iki tanesi ise edilgendir -uyumamak ve susmak-. Susmak derken insanlarla konuşmayı bırakıp kalbin zikriyle ilgilenmeyi, Fatiha suresini okumak ve gerekli tespih ve zikirleri söylemek, emredilmiş olan tespih, zikir, dua, kelime-i şehadet getirmek, Hz. Peygambere salât ve selam getirmek gibi Allah’ın farz kıldığı şeylerin dışında nefsin ve dilin susmasını kastetmekteyim. Açlık, uykusuzluğu içerirken susmak ise uzlete dâhildir.
İçteki beş amel ise doğruluk, tevekkül, sabır, kararlılık ve inançtır. Bu dokuz amel, hayırların anasıdır ve bütün hayırları kendinde toplar. Tasavvuf yolu, onda toplanmıştır. Artık, bir şeyh bulana kadar, onlara sarıl!"
“HU” ismine devam edenlere bilmek gereklidir ki, “HU”dan maksad, ifade ettiği
müsemmadır... “HU” dediği zamanda, ne isim, ne resim, ne zaman, ne mekan, ve ne dahi
nişan kalmayıp; Zat-ı “HU”da cümle varlığı ve haliyle kendini yok edip, abdin lisanından
“HU” diyeni “HU” olarak bırakması gerekmektedir...
"Âlemin sırlarından birisi şudur: Her durumda Rabbine ibadeti yerine getirsin diye, sonradan var olmuş her şeyin Allah’a secde eden bir gölgesi vardır. Söz konusu şey, Hakk’a itaatkâr olabileceği gibi O’nun emrine isyankâr da olabilir. Hakk’ın emrine uyanlardan ise böyle birinin varlığı ve gölgesi eşit; Hakk’ın emrine uymayanlar söz konusu olduğunda ise gölgesi Allah’a itaat etmede onun vekilidir. Allah şöyle buyurur: 'Gölgeleri de sabah akşam (uzanıp kısalarak) O’na secde etmektedirler.'"