Ey talib-i Hakk! Kendi hakikatini ve alemin hakikatini iyi anlamaya çalış. Üzerinde bulunduğun şu dünyada birimsel varlığınla ve nefsinle yaşarsan orası sana “esfel-i safilin” olur. Eğer gerçek kimliğinle, ilahi benliğinle yaşarsan orası senin “Kuds’ün” mukaddes şehrin ve “Beyt-ül Makdis” mukaddes evin olur. Oradan da Hacc’ını ifa ederek “Beytullah”a dahil olursan, “Allah ehli / ehlullah” zat ehli olur ve emin beldenin sakinleri arasına girerek ebedî zat ehli olursun.
Evvelce yoktuk, birimsel varlıklar olarak henüz meydana gelmediğimiz için kendimizi bilemiyorduk. Ne zaman ki ana rahmine düştük, o, kişiliğimizin başlangıcı oldu. Ve böylece bir terkip olarak meydana geldik. Bunun başlangıcı bizim “Regaibimiz” oldu.