Cenâb-ı Hakk'ın zatından ikram olunan kula verilen ilme "ilmi ledün" derler. Bu ilim Rabbanî bir tecelli olup Hak katında ismi yazılı olanlara verilir. Onun için derler ki eğer ismin okundu ise senin için yazılmış olanı iste.
Bil ki kurtuluş iki şekildedir. Biri Cennet nimetlerine kavuşmaktır ki maldan bol bol vermekle elde edilir. Biri de Cenâb-ı Hakk'ın huzuruna girmektir ki "nefsi" (canı) verme karşılığıdır. Nitekim Kur'ân'da, Sevdiğiniz şeylerden -Allah için- harcanmadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Buyrulmuştur.
Nefsini bilen Hakk'ı bilir fakat nefsini gereği gibi bilmez ( bilemez ), muhakkak Ârif kul da Hakk'ı hakikati üzere bilmez. Kendini Hakk'ın gölgesi olarak bilen nefs, Cenâb-ı Hakk'ı vücud-i hakiki olarak bilir.
Bir şeyi iddia etmenin neticesi âcizliktir. İddia bir şekilde doğru olsa bile bir şekilde doğru olmaz çünkü mutlak olma hususunda davanın sıhhati yoktur. O halde en iyisi iddiayı bırakmaktır.