"Dünyada bu zamanda nice Ashab-ı Kehf vardır. Senin yanı başında ve karşındadır. Onlara yâr olan dost da, şimdi mağarada onlarla sohbettedir. Fakat ne fayda senin gözün ve kulağın mühürlü"
Kur’anı Keriym Rahman Suresi 55. sure 29. ayette; “O her an yeni bir şa’ndadır” (iştedir, zuhurdadır) Ayet-i kerimesindeki mana gereği, şuuünat-ı ilahiyeye son yoktur... Hatta kudretinin kemalinden, bir kuluna aynı tecelliyi iki defa eylemez... Yeni yeni suret ve görüntülerle tecelli eyler daima, iki kişiye aynı tecelli olmamıştır ve olmaz da!. Kudreti yüce, şanı azametlidir:
kendinden gayri ilah sözkonusu değildir.
Birkaç âmâ bir yerde toplandıklannda aralarında konuşurlar:
“Acaba biz bir fili görebilir miyiz?,.”
Bir zaman sonra bir fil çobanı rastlar bunlara, ve alıp götürür bir filin yanına...
Âmâların kimi filin kulağına, kimi ayağına, kimi karnına, kimi hortumuna yapışırlar...
Sonra da başlarlar aralannda tartışmaya...
- Ayağına yapışan, filin “direk gibi bir hayvandır bu” der...
- Kulağını tutan, “sofra gibidir,” der fil için...
- Karnını tutan “küp gibi” olduğunu,
- hortumunu tutan “yılana benzer” olduğunu iddia eder...
Velhasıl, kim hangi uzvu tutmuş ise, tuttuğu uzva göre itikad ederler fil hakkında...
İşte taklid ehlinin hali de böyledir... Bir inanca mahsus olarak ve o inanç ile mahpus
kalarak kendi kendilerim kayıdlarlar...