Hayat hastalıklı bir şeydi, daha doğrusu hastalıklı bir hale gelmişti; dayanılmaz bir şeydi. Hayat acı veren bir bezginliğe dönüşünce, edebi uykusuyla ölüm teselliye hazırdı…
‘Ancak sert olarak tanımlayabileceğim gözleri gördünüz. Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz. Mesela… mesela sizinki gibi olmaz.’
birbirinize yeniden kavuştuğunuzda gözleriniz de kör olacak, duygularınız da, çünkü bizim yaşattığımız ve bizi bu halimizle yaşatan duygular gözlerimizden doğmuştur, gözlerimiz olmasaydı duygularımız bambaşka olurdu…