Ve siz inanmayanlar. Tanrı'nın hepinizi tek tek tasarlamadığı düşüncesinde ısrarlı mısınız? Bilincinizin doğmasına evrimin olasılık dışı bir hatasının neden olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yaşamın -sizin yaşamınızın- sadece bir kaza olduğuna inanmaya razı mısınız?
Bu ülkenin bölünmüş olmasına şaşmamak gerek. Her iki kuram da eşit derecede zayıf. Bizi kendi suretinde olmasına rağmen kusurlu olarak yaratan bir Tanrı'ya inanabiliriz. O kusurdan dolayı bizleri binlerce yıldır cezalandıran bir Tanrı'ya. Milyonların açıktan, hastalıktan ve savaşlardan kırılmasına izin veren bir Tanrı'ya. Bize gençliği bağışlayıp, sonra onu geri alıp bizleri yaşlı, yıpranmış bedenlerin içine kapana kısılmış bir şekilde yalnız ölümlere terk eden bir Tanrı'ya.
Ya da başımızı kuma gömebiliriz. Kökenimizdeki yaratığın bir dizi gelişigüzel mutasyon sonucunda evrimleştiği konusunda ısrar ederiz. Yaşamın amaçsız olduğu konusunda kör bir direnişe kapılır ve etrafımızı saran sayısız mucizeyi görmezden geliriz. Öldüğümüzde yok olup gideceğimizi düşünürüz. Ve ruh diye bir şeyin olmadığını kabul ederiz. Ve yaşamın hiçbir anlamı olmadığını dayatırız kendi kendimize.
Etrafımdaki insanların birinin bile gerçek olup olmadığını bilmek olası değil. Tek bildiğim, onları algıladığım. Ve algılar -bir milyon insanı birlikte algılasam bile- bana zarar veremez.