Bizim için neyin önemli olduğunu bilebilmek ise kendimizi bilebilme düzeyimizle orantılıdır. Dikkati sürekli "dışarıda" olanın, içeride olan bitenlere hızla yabancılaşması kaçınılmazdır. Bir süre sonra artık içeride, zihinde, ruhta hatta bedende olan bitenlerin farkındalığı kaybolmaya başlar.
Şiskinlikten patlatacak kadar bir yemeği yemeyi "zevk", kafayı bulandıran bir sıvıyı içmeyi "keyif", zihnimizi hazır dizi senaryolarına esir etmeyi "dinlence", kendimizi kaybedercesine zamanı ve benliğimizi unutmayı "eğlence", vicdanımızı kanatan haksız kazanımları "başarı" diye nitelemeye bile başlayabiliriz. Ayırt edememenin, farkında olamamanın bedelleri çok ağır olabilir.
Globalleşen kültür içerisinde yerel kültürün kodlarının kaybolmaması için bazı insanların, bazı kurumların bu konuda bir hafıza görevi yapmaları kaçınılmaz olacak. Bu bilgiye sahip çıkıldığı sürece, küreselleşen ve aynılaşan kültürel sistem içerisinde her zaman yeni bir ilham olarak "kadime başvurma şansı" da devam edebilecek. Eğer o şansı kaybedersek gerçekten sistemin karşısında tekil insanın yapabileceği çok şey yok gibi görünüyor.