Ah, gençliğinizin kıymetini bilin. En güzel günlerinizi sıkıcı şeyleri dinleyerek, kaybetmeye mahkum olanı kurtarmaya çalışarak, kendinizi cahil, kaba, adi insanlara adayarak heba etmeyin. Bunlar çağımızın hastalıklı amaçları, yanlış idealleri.
Hayatınızı yaşayın! İçinizdeki muhteşem yaşama sevincini açığa çıkarın! Hiçbir şeyi ıskalamayın. Hep yeni heyecanlar arayın. Hiçbir şeyden korkunuz olmasın...
Birini çok sevmişsem, adını asla başkalarına söylemem. Onlara ait bir parçayı başkalarına teslim ediyormuşum gibi gelir bana .
...
En basit şeyler bile gizlendiğinde güzelleşir.
Belki de tükenmişimdir. Bir şeyler için uğraşacak çabayı kendimde bulamıyorumdur. Benim de emek vermeden güzel giden şeylere ihtiyacım vardır. Hep ben yorulmak istemiyorumdur. Yeniden inanmaya ihtiyacım vardır. Beni bana geri vermek istiyorumdur.
Seni zapt etmek isteyen tüm sistemler, önce korkularını kullanır. Kâr amaçlı modern dijital sistemler de bunu çok erken dönemlerde keşfetti. Zayıf, güçsüz, gözden düşmüş, düşük yetenekli, yetersiz ve sıradan gözükme arzusu; bunlar gibi olmama korkusuyla beslenir. O korkular sayesinde bize hayaller satılır, dikkatimizi nice gereksiz hedefe sürekli çekile çekile sündürülür. O korkular nedeniyle beğenir, o korkular nedeniyle takip eder, o korkular nedeniyle satın alır hale geliriz.