Ne vazgeçemeyeceği sandıklarından bıkmıștı yaşamı boyu. Değişiklik istiyordu insanlar. Bunun için kaçıyorlardı birbirlerinden, bunun için koșuyorlardı birbirlerine!
Osmanlı'da halk -modern hukuk ve sosyolojik anlamında- olmadığı için halk müziğinin varlığı telaffuz bile etmeye değer değildi. Tebaanın veya köylülerin kendi aralarında çıkarttıkları sesler ilk kez Cumhuriyet döneminde bir kültürel gerçeklik olarak ele alındı. Ondan önce küçük ve cılız birkaç ses böylesi bir alanın varlığına işaret ettiyse de etkisi pek fazla olmadı, Osmanlı`da devletin bu kesimin sesine duyarsızlığı ortada iken bir de bunların araştırılmasına gerek duyulmamıştı.
Pusuda ne acılar bekliyor daha mutluluk düşündeki insanları! "Herhal ilerdedir yaşanacak günlerin en güzelleri." Büyük Nâzım'ın özlem dolu dizesini yinelemek hiç değişmeyecek yazgımız mıdır yoksa?