İslâm dinine ait bir mezhep olarak tanımlanan fakat masum bir mezhepten fazlasını içeren kurumun adıdır Şia. Kur'an'ın tahrif edildiğini savunan kolları, Peygamberimiz (s.a.v)'in "gökteki yıldızlar gibidir" dediği sahabenin büyüklerine ağza alınmayacak hakaretler eden alimleri, hatta bizzat Peygamberin şahsı hakkında küçük düşürücü yorumlar yapabilen fikir adamları...
Abdülkadir Şen'in yazdığı bu eser, Şia'nın çeşitli şemalar halinde analizlerini içermekte, Sünni kaynakların yanı sıra Şii kaynakların da kullanılmasıyla objektif bir bakış açısı sunulmaktadır. Tabii kendi kaynakları da birçok mefkure ile ters orantılı olduğu için temeli sağlam olmayan fakat tarih boyunca azımsanmayacak sayıda mensubu olan bu mezhebin geçmişine ve geleceğine bakılabilmektedir.
Tin Yayınları henüz yeni kurulduğu için kitabın fiziki yapısında bazı hataların meydana gelmesi gayet normal bir durumdur. Dipnotlardaki kaymalar ve editörlük noktalar düzeltildiğinde üzerine çalışılabilmesi daha makul olacak bir eser karşımıza çıkmaktadır.
Ne büyük ironidir ki peygamberimizin sevgili eşine iftira ve hakarette bulunan Şiîlere Allah masum hanımların iffetine dil uzatanlara verilen cezayı kendi elleriyle uygulatmaktadır. Malumdur ki iffetli kadınlara zina iftirası atmanın İslâm'da had cezası sopalanmaktır.
Esasında Şiîlerin matem merasimleri ve bu merasimlerde her akil insanı rahatsız edecek şekilde kendilerini ve evlatlarını döverek ağlamaları ve kan akıtmaları gibi ritüeller Hz. Zeynep'in onlara karşı kabul olmuş bedduasıdır denilebilir. Zîra Kerbelâ günü Hz. Zeynep onları azarlayarak Şiîlere şöyle beddua etmiştir: "Hüngür hüngür ağlıyor musunuz? Vallahi çok ağlayın az gülün. Bu işin (Kerbelâ) utanç ve rezaletine bulaştınız.