Cemil Okumuş

Cemil Okumuş
@cemilokumus
Genel olarak felsefe üzerine okumalar yapmakla birlikte özel olarak siyaset felsefesi ve liberalizm/liberteryenizm üzerine çalışmaktayım.
Hacettepe Üniversitesi - Siyaset Bilimi (Dr.) (2025 - ...) / Ankara Üniversitesi - Felsefe (YL) (2023-2025) / ODTÜ - Felsefe (2013-2020)
Ankara
17 Temmuz 1994
11 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Çağdaş Felsefenin Temel Metni
Puan vermedi·190 syf.··
2025 11. kitabı
Descartes'ın Meditasyonlar'ı oldukça kısa bir eser olsa da felsefe tarihindeki en etkili metinlerden biridir ve çağdaş felsefenin kurucu metni kabul edilir. Descartes bu metinde kendisinden şüphe edilemeyecek kesinlikte bir bilgiye nasıl ulaşılabileceği yönünde epistemolojik bir tartışma yürütür. Descartes böyle bir bilgiye ulaşabilmek için "metodolojik şüphecilik" denilen yöntemini kullanır. Sahip olduğu tüm kanıların yanlış olabileceğini varsayarak bunlardan hangisinin şüphe götürmez bir şekilde doğru olabileceğini bulmaya çalışır. Descartes algıları tarafından kendisine verilen her türlü izlenim ve kanıdan şüphe edebilecek olsa da kendisinin düşünen bir varlık olduğundan şüphe edemeyeceği sonucuna ulaşır. Zira şüphe etme eylemi, şüphe eden bir zihnin varlığını gerektirmektedir. Sahip olduğumuz tüm kanılar hakkında yanılıyor olduğumuzu kabul etsek bile yanılabilmek için en azından bir zihin olarak var olmamız gerekmektedir. Yani düşünüyor olmamızdan hareketle var olduğumuz sonucuna ulaşmak mümkündür. Descartes bunu "Düşünüyorum, öyleyse varım" sözüyle ifade eder. Ancak biz düşünen bir zihin olarak var olsak bile dışımızdaki dünyaya dair bir bilgiye sahip olmak, dışımızdaki dünyanın da gerçek olmasını gerektirir. Descartes'a göre dış dünyanın gerçekliğinden ise Tanrı'nın var olduğu ve Tanrı'nın bizi aldatmayacağını anlamamızın ardından emin olabiliriz. Descartes zihnimizde "sonsuzluk, kusursuzluk, mükemmellik, mutlak iyilik" gibi fikirlerin var olmasından hareketle Tanrı'nın var olduğu sonucuna kesin olarak ulaşılabileceğini düşünmektedir. Çünkü Descartes'a göre bu fikirlerin kaynağı, sınırlı ve kusurlu bir varlık olan insanın kendisi olamaz, o halde bu fikirlerin kaynağı Tanrı'dır ve Tanrı zorunlu olarak mutlak iyi olduğuna göre dış dünyanın gerçekliği konusunda
MeditasyonlarRené Descartes · Bilgesu Yayıncılık · 20071,422 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Platon Felsefesinin Kapsamlı Bir Sunumu
Puan vermedi·372 syf.··
2025 10. kitabı
Platon'un en ünlü eseri olan "Devlet" temelde Platon'a göre ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini anlatmakla birlikte sadece siyaset felsefesi üzerine bir metin değil, Platon felsefesinin epistemoloji, ontoloji, etik ve estetik de dahil olmak üzere tüm temel unsurlarının ortaya konduğu ve tüm bunların bir ideal devlet tartışması üzerinden sunulduğu bir yapıttır. Platon diğer eserlerinin neredeyse tamamında olduğu gibi burada da kendi düşüncelerini Sokrates'in ağzından kurgusal bir diyalog şeklinde anlatır. Platon felsefesinin en temel unsuru olan idealar teorisi de bu kitapta belirgin bir şekilde ele alınır. Devlet üzerine yürütülen tartışma, iyi bir devletin ve iyi bir insanın nasıl olması gerektiği problemiyle birlikte iyinin ne olduğu tartışmasına bağlanır ve Platon bu şekilde metin boyunca tüm felsefesinin sistematik bir özetini sunar. Kitap, Platon'un "nesnel idealizm" olarak tanımlanabilecek felsefesini belirgin bir şekilde ortaya koymaktadır. Platon'a göre görünen dünyada algıladığımız varlıklar, bize gerçek varlığın bilgisini veremez. Zira algıladığımız tekil nesnelerin hiçbirinden onları belli bir kategorinin içine sokan temel unsuru çıkaramayız. Diğer taraftan algıladığımız dünyada her şey geçici ve değişkendir, fakat geçici ve değişken olan şeyler bize mutlak ve kendinde varlığın bilgisini veremez. Bu yüzden Platon'a göre mutlak ve kendinde varlıklar "idealar dünyasında" yer alan, kendi kapsamlarında kusursuz, değişmez, zamandan bağımsız varlıklardır. Algıladığımız dünyadaki varlıklar ise bu ideaların yansımalarıdır. Bu yüzden gerçekliğin bilgisini elde etmek (Platon'a göre çok zor olsa bile) ancak ideaların bilgisini elde etmekle mümkündür. İdeaların bilgisine ise (belli ölçüde bile olsa) ancak akılla ulaşılabilir. Platon herhangi bir ideanın
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
Benliği Yeniden Kazanmak
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2025 6. kitabı
"Ego" Ayn Rand'ın en kısa fakat en etkili eserlerinden biridir. Bu kısa hikaye, benlik kavramının yok edildiği, tüm insanların "insanlığa hizmet" gerekçesiyle kolektif bir totaliteryen düzende örgütlenmiş bir devletin mutlak kontrolü altında tutulduğu distopik bir dünyada geçer. Bu dünyada insanlar doğdukları andan itibaren devlet tarafından yetiştirilmekte ve yine devlet tarafından hangi işi yapmaya uygun oldukları düşünülüyorsa hayatlarının sonuna kadar o işte çalışmaktadırlar. İnsanlar "ben" kelimesini bilmemektedir ve tüm insanlara çeşitli kodlar ve numaralardan oluşan isimler verilmiştir. Bu durum, insanların bireysel yeteneklerinin ortaya çıkmasını ve gerçek yetenekleri doğrultusunda özgürce gelişmelerini engellemekte ve buna bağlı olarak insanlığın gelişimini de engellemektedir. Hikayenin ana karakteri, bu düzenden rahatsız olan ve bilmediği şeyleri öğrenmeye yönelik büyük bir istek duyan "Eşitlik 7-2521" isimli genç bir erkektir. Baş karakter, eğitiminden sonra sokak temizleyicisi olmakla görevlendirilmiştir. Ancak karakter, tüm düşünme ve keşfetme sürecinin sonunda oldukça ilkel yapıda olan topluluğundan kurtulmayı başarır ve hem kendi akıl yürütmesi hem de keşfettikleri sayesinde adım adım kendisinin farkına varıp "ben" kelimesini öğrendiği bir süreç geçirir. Hikayenin kurgusu çok detaylı olmayıp olaylar arası geçişler oldukça hızlı olsa da hikaye temel olarak olay anlatımını değil, işlenen fikri ön plana çıkarmakta ve bunu oldukça çarpıcı bir anlatımla yapmaktadır. "Ego" kısa bir eser olmasına rağmen kolektivizmin ve diğerkamlık düşüncesinin en etkili eleştirilerinden biri olmuştur. Ayn Rand, topluma ve insanlara hizmet gibi düşüncelerle insanın benliğini baskı altına almanın hem birey hem toplum düzeyinde ne denli korkunç ve aşağılık bir duruma yol
EgoAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20211,953 okunma
İnsanın Aşılması Üzerine Sert ve Spekülatif Bir Öğreti
Puan vermedi·335 syf.··
2025 9. kitabı
Friedrich Nietszche'nin en ünlü yapıtı olan ve onun felsefesinin bir özetini sunan "Böyle Söyledi Zerdüşt" temel olarak Nietzche'nin Hristiyan ahlakının yerini almasını istediği "Üstinsan" düşüncesine odaklanır. Nietzsche düşüncelerini tarihsel ve mitolojik bir figür olan Zerdüşt karakterinin ağzından bir kurgu içerisinde anlatır. Kitabın çoğu zaman oldukça alegorik ve sembolik bir dili olsa da pek çok yerde açık ve anlaşılır bir anlatım da görülür. Nietzsche Hristiyan ahlakı tarafından zayıflatılan insanın, onun kendisine sunduğu değerlerin, Nietzsche'nin ifadesiyle köle ahlakının ötesine geçerek dünyayı kucaklaması ve bunun üzerinden kendisini yeniden inşa etmesi gerektiği düşüncesindedir. İnsan böylece bastırılan potansiyelini ortaya koyabilecek ve bu potansiyeli ortaya çıkarabilmesi, onu insan olmanın ötesine taşıyarak "üstinsan" yapacaktır. Nietzsche hayatı son derece olumlayan bir tavra sahiptir. Ancak üstinsan olmayı insan için adeta bir vazifeymiş gibi ortaya koyması ve temel insan zaaflarını dahi aşılması gereken şeyler olarak görmesi, gerçeklikten kopuk bir ideal insan portresinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Nietzsche üstinsanın geleneksel iyi ve kötü algısının ötesinde olduğunu söylese de onu üstün ve ulaşılması gereken bir derece olarak görmesi, aslında onu bir kendinde iyi olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Bu noktada Nietzsche, kişinin üstinsan olmaya yönelmesi gerektiğini söylemekle birlikte bunun neden bir gereklilik olduğunu açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Nietzsche, insan doğasını kötüleyen Hristiyan ahlakının yerine insan merkezli bir yaklaşımı koymayı amaçlamakta, ancak bunu yaparken bu amacın kendisini insan için adeta bir ahlaki vazife haline getirmekte ve görünüşe göre onu yine kendisi dışındaki bir amacın aracı haline
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
Tarihsel ve Felsefi Bir Kolektivizm Eleştirisi
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
George Orwell'in "Hayvan Çiftliği" eseri, demokratik ve kolektivist nitelikli siyasi değişimlerin totaliter rejimlere evrilmesi üzerine hem felsefi ve evrensel hem tarihsel bir hiciv niteliğindedir. İngiltere'de bir çiftlikteki hayvanlar, çiftliğin en yaşlı ve saygın üyesi olan bir domuzun onlara insanların hayvanlar üzerindeki hakimiyetini kırarak tüm hayvanları insan boyunduruğundan kurtarmaları gerektiğini, böylece tüm hayvanların kendi emeklerinin karşılığını alarak bolluk ve kardeşlik içinde yaşayacağı bir dünyayı inşa edeceklerini söylemesi üzerine çiftliğin sahibine karşı ayaklanır ve çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Hayvanlar çiftliğin yönetimini ele geçirdikten sonra üretim sürecini kendi aralarında tekrar örgütlerler. Ancak tüm hayvanlar entelektüel beceriler konusunda aynı seviyede değildir ve bu yüzden yönetimin örgütlenmesinde kaçınılmaz olarak bir hiyerarşi ortaya çıkar. Diğer tüm hayvanlardan çok daha zeki olan domuzlar, bunun bir sonucu olarak zaman içerisinde ayrıcalıklı bir yönetici üst sınıf haline gelir ve kendi çıkarlarını tüm çiftliğin çıkarları olarak kabul ettirmeyi başarırlar. Tüm hayvanların çiftlik ve üretim üzerinde eşit hak sahibi olmasını öngören toplu ayaklanma, bazı hayvanların diğerlerinden daha eşit olmasıyla sonuçlanmıştır. Kitabın hikayesi, pek çok kişi tarafından Stalin dönemi Sovyetler Birliği'nin bir eleştirisi olarak değerlendirilmiştir ki bunun büyük ölçüde doğru olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte bu kitabı felsefi açıdan bir kolektif ortaklık ve kolektif yönetim eleştirisi olarak okumak da mümkündür. Belli bir topluluğun ortak faydasını gözetme amacıyla gerçekleştirilen siyasi değişimler ve kolektif yönetim girişmleri, insan toplulukları her zaman farklı nitelikte insanlardan oluştuğu için beklenen "ortaklık"
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma