Hz. Peygamber Mekke’den Medine’ye binbir zahmet ve meşakkat için içinde günlerce süren bir yolculuktan sonra varabilmişken, evliyanın çok daha uzak yerlerden çok kısa bir sürede Kabeye uçuvermesi, orada namaz kılması, tavaf yapması nasıl mümkün olabilir?
Sonuç olarak Hz. Peygamber’in bir gece Mekke’den çıkıp 8 km uzaktaki Mescid-i Aksa adı verdikleri mescide gitmesi olayı mucizevi rivayetlerle süslenerek abartılı anlatımlara dönüştürüldü ve esasen birbirinden ayrı olan mirac olayı ile birleştirildi.
Sonuç olarak söylemek gerekirse Mescid-i Aksa Kudüs’te değil Mekke‘deki Harem bölgesinin hemen sınırındadır. Dolayısıyla, konumuz olan ayette geçen Mescid-i Aksa’da rivayetlerde söz konusu edilen mescit de Kudüs’teki mescit değil, Haremin kenarındaki bu mescittir.
…
Bu durumda Mescid-i Aksa(ayette geçen), ne Kudüs’teki Süleyman Mabedi, ne gökte bir ma’bed (Beyt-i Mamur)dir. Hz. Peygamber’in zaman zaman gidip namaz kıldığı, Ci’rane Vadisinde bir namazgahtır.
Mucize kelimesi Kur’an da ayet kelimesi ile zikredilir.
…
Allah tabiatta gözümüzün önünde her daim olan olağan işlere de “ayet” demektedir. İnsan Allah’ın en büyük ayetidir, mucizesidir.
İmam Suddi‘ye göre ayette zikredilen «Allah’ın nimeti» Allah Resul’ünün peygamberliğidir. Bunun kendilerine gösterilen bunca mucizelerle tanıdıkları halde inatları yüzünden yine de inkar ederler. İşte onlar Allah’ın adını ettiği bu ve benzeri nimetleri çok iyi bilirler, hatta onların Allah’tan olduğunu da kabul ederler. Fakat ibadete gelince, Allah’ın emirlerini değil, kendi kötü nefislerinin emirlerini dinlerler. Bu ayet ilim ve akıl sahibi olmak ile iman etmenin aynı şeyler olmadığını, imanın her şeyden üstünlüğünü ifade eder.