«Saptırmanın bilgisizce olması» saptırıla dönük bir keyfiyettir. Yani uydukları yolun sapıklık olduğunu bilmeden sapmışlardır demektir. Bu da tek başına iyi niyetin yetersizliğini, ihlasla beraber, doğruluğun tespiti için gayret sarf etmenin gerekli olduğunu gösterir.
Gerek arazisini yere batırmak ve gerekse halkını yok etmek suretiyle veya başka afetlerle helak edilen memleketlerin hiçbiri koru körüne tesadüfi olarak helak edilmiş değildir. Allah tarafından tayin ve takdir edilip Levh-i mahfuz‘da yazılmış şaşmaz, unutulmaz ve gaflet edilmez bir yazı gereğince helak olmuşlardır. Demek ki, devlet ve milletlerin de fertler gibi takdir edilmiş belli ömürleri vardır. Fertler doğduğu, geliştiği ihtiyarladığı nihayet öldüğü gibi, devletler de kurulur, gelişir ve nihayet Allahın takdir ettiği gün gelince yıkılır tarihe karışırlar. Fertler gibi bunların da bazıları uzun ömürlü, bazıları ise kısa ömürlü olur.
Güzel söz güzel ağaca benzetiliyor. Çünkü ağacın diri kalması için nasıl sulanmaya, bakılmaya ihtiyacı varsa bunlar bulunmadan kurursa kalpteki iman ağacı da öyledir. Eğer sahibi faydalı ilim, sahih amel, zikir ve tefekkürle her zaman bakıp bunu göz etmezsek kuruyabilir.
… bunun O olduğunu biliyorum, ama onun özelliklerini görmüyorum (ama zaten düşlerde görür müyüz, yoksa bilir miyiz?): O’nun hakkında düş görürüm, ama onun düşünü görmem.
İkinci öğe studium’u kırar (ya da deler). Bu kez onu arayıp bulan ben degilimdir. Bu öğe sahneden yükselir, bir ok gibi dışarı fırlar ve bana saplanır.
…
O halde studium’u bozacak olan bu ikinci öğe PUNCTUM demeliyim;
…
Bir fotoğrafın punctum’u beni delen (ama aynı zamanda beni bereleyen, bana acı veren) o kazadır.