Çekim tarihi fotoğrafın bir parçasıdır: bir üslubu gösterdiği için değil (bu beni ilgilendirmiyor), ama başımı kaldırıp yaşımı, ölümü, nesillerin acımasızca tükenişi hesaplamamı sağladığı için:
Fotoğrafın öykünülemez özelliği (neoması) birisinin (bu bir nesne sorunu da olsa) etiyle kemiğiyle, ya da kişisel olarak onun göndergesini görmesidir desek daha doğru olur.
Fotoğraft’a bir şey küçük deliğin önünde poz vermiş ve orada sonsuza dek kalmıştır. (ben böyle hissediyorum); oysa sinemada o şey aynı deligin önünden geçmiştir:
Fotoğrafın doğasının temeli pozdur. Bu pozun fiziksel süresinin de pek fazla önemi yoktur; saniyenin milyonda biri kadar bir zaman aralığında bile (Edgerton’ın süt damlası) bir poz vardır.
Güzel söz güzel ağaca benzetiliyor. Çünkü ağacın diri kalması için nasıl sulanmaya, bakılmaya ihtiyacı varsa bunlar bulunmadan kurursa kalpteki iman ağacı da öyledir. Eğer sahibi faydalı ilim, sahih amel, zikir ve tefekkürle her zaman bakıp bunu göz etmezsek kuruyabilir.