• 174 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Cengiz Aytmatov'un ilk okudugum kitabı.Iyi ki de okumuş ve yazarla tanışmışım. Eseri tek cümle ile anlatacak olsam yine yazarın kitabin sonuna yazdığı kitap üzerine açıklamalar başlıkli yazisında geçen "Bu davranış çok iyi olurdu elbette, ama, kötülüğün de bir genel affa uğratılması demek olacaktı." cümlesi ile anlatırdım.
    Hikaye bitince tabii hemen çok birsey anlasılamıyor. Masal bu ya diyor insan ama biraz durup düşününce ve sondaki açıklamalar bölümünü okuyunca Masal değilmis bu ya diyorsunuz.
    Metaforlarin cok güzel kullanildiği ve iyi ile kötünün mücadelesini iyinin kazandıği ama nasil o da tabii kitabi okumaya kalıyor. Hikaye üzerine çok çok fazla sey söylenebilir çünkü yazar çok sey şöylemeye musait bir konuyu buns müsait sekilde kaleme almış.
    Ezcümle okunmasi gereken düsünce dünyanizin kilometre taslarından biri olabilecek bir kitap.
    Hikayeye gelirsek,
    Isık-Göl’ün çevresinde yaşayan annesinin ve babasının terk ettiği bir çocuğun hayatı ; ona bakan yaşlı, ezilmiş,pısmış bir dede olan Mümin, dedenin ölen karısından sonra evlendiği dırdırcı bir nine, teyzesi Bekey ve onun acımasız kocası Orozkul , beyaz gemi,çeşitli isimlerle adlandırılan kayalar, tembel bir köpek , beklenen ancak hiç gelmeyen bir bebek, bol şiddet, bol gözyaşı ve Marallar…

    İncelemelerde eserin ismi beyaz gemi degil de marallar olsa imis deniyor bu yorumlari okuyunca Zülfü Livaneli'nin arafta insanların hikayelerini anlattiği ama eserin isminin Yaşar Kemal tarafından arafatta bir çocuk olmali dediğini çünku bizim millet kaldım arafatta der dediği sözler aklima geldi.Yani yazarin cümlelerinin yazdıği ana dilde nasil kullanildigi önemli.