Gökyüzüne mezarlar kazmışlar, her doğan ölü bu memlekette. Mezar kazıcıyı bulursam soracağım uçmayı nerden öğrenmiş? Bu zanaati bize de öğretmezse ona kendi şehrimde topraktan bir mezar eşeleyeceğim. Gökyüzüne olta atıp bekleyeceğim şimdi umudum ve neşem de bu oltaya yem olsun.
İbn Teymiyye bu konuyu Der’u Teâruzi’l-Akl ve’n-Nakl, Mecmûu’l-Fetâvâ ve Minhâcü’s-Sünne gibi eserlerinde defalarca işler. İşte konunun özünü veren en net asıl metinlerden biri (Der’u Teâruz, Cilt 1): ​ ​"فَإِنَّ لَفْظَ 'الْقَدِيمِ' فِي كِتَابِ اللَّهِ لَا يُرَادُ بِهِ مَا لَا أَوَّلَ لَهُ، بَلْ يُرَادُ بِهِ مَا تَقَادَمَ عَهْدُهُ... وَإِذَا كَانَ كَذَلِكَ، فَالْقَوْلُ بِبِقَاءِ حَوَادِثَ لَا نِهَايَةَ لَهَا فِي الْمُسْتَقْبَلِ هُوَ قَوْلُ جَمِيعِ الْمُسْلِمِينَ وَأَهْلِ الْقِبْلَةِ، وَأَمَّا حَوَادِثُ لَا نِهَايَةَ لَهَا فِي الْمَاضِي، فَالْقَائِلُونَ بِهِ طَوَائِفُ، وَهُوَ مَذْهَبُ أَئِمَّةِ الْحَدِيثِ وَالْفُقَهَاءِ: أَنَّ اللَّهَ لَمْ يَزَلْ فَاعِلًا لِمَا يَشَاءُ، وَأَنَّ فِعْلَهُ لَا بِدَايَةَ لَهُ كَمَا لَا نِهَايَةَ لَهُ، وَأَنَّ كُلَّ مَا سِوَاهُ مَخْلُوقٌ كَائِنٌ بَعْدَ أَنْ لَمْ يَكُنْ، فَلَيْسَ مَعَ اللَّهِ شَيْءٌ قَدِيمٌ مَعَهُ مِنْ مَخْلُوقَاتِهِ، بَلْ هُوَ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ، وَكُلُّ مَخْلُوقٍ مُحْدَثٌ مَسْبُوقٌ بِالْعَدَمِ، لَكِنْ لَمْ يَزَلْ خَالِقًا فَعَّالًا." ​ ​"Allah’ın kitabında (Kur'an'da) 'kadîm' kelimesiyle 'başlangıcı olmayan şey' kastedilmez; aksine üzerinden uzun zaman geçmiş olan şey kastedilir (Örn: eski hurma dalı gibi)... Durum böyle olunca, gelecekte sonu gelmeyecek hadislerin (sonradan olan şeylerin/cennet nimetlerinin) baki kalacağını söylemek tüm Müslümanların ve ehl-i kıblenin ortak görüşüdür. ​Geçmişte (ezelde) başlangıcı olmayan hadisler (yaratma zinciri) meselesine gelince; bunu savunan topluluklar vardır ve bu, hadis ve fıkıh imamlarının da mezhebidir: Allah, dilediği şeyi ezelden beri yapandır (fâildir). O'nun fiilinin (yaratmasının) sonu olmadığı gibi bir başlangıcı da yoktur. Allah’ın dışındaki her şey, yok iken sonradan var edilmiş bir mahluktur. Dolayısıyla mahlukatından hiçbir şey Allah ile birlikte kadîm (ortak ezelî)
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Merhametli insanlar, ihlaslı bir hayat, bereketli kazanç, gösterişsiz cömertlik, göz aydınlığı eş ve nesiller, mutlu bir yuva, aklıselim arkadaşlıklar, imanlı ve hayırlı bir ölüm, kolay bir hesap, cennet" bahşeyle Allah'ım.🤲
YKS
Yarın ki sınavda tüm gençlerimize başarılar diliyorum. Bir eğitimci olarak sizlerin başarısı asla bir sınav ile tabii tutulamaz. Sizler geleceğin yıldızısınız. Sizler sınavda başarılı olamasanız bile , kendinize bakıp gurur duymanız gereken çok şeyiniz var. Bir sınav hayatın sonu yada başlangıcı değil. Lgs sonrası 5 yanlış yapıp hakarete uğrayan kızımız , lgs kötü geçti deyip intihar eden evladımız. Ruhunuz şad olsun mekanınız cennet olsun. Ben önceden de umursamazdım sınavlarda öğrenciler kaç alacak diye. Asıl sınav edepten ahlaktandır. Bilgisi olup o bilgiyi sınava yansıtmak da zorlanan çok gencimiz var bu yansıtamadıkları için hakarete uğramak zorunda değiller. Bilgi zihindeyse kağıda dökmeye gerek yok. Bilgi gereken yerde yardımcı oluyorsa kağıda dökülmeden de işe yarar. Sınav büyük bir sınav olduğu için o an her bilgi akıldan gidiyor. Biz de gençtik heyecanın ne oldunu unutup heyacandan yapamayan gençlere öğüt verip kızan anneler babalar gençliğinizde ki heyecanı nasıl unuttunuz? Emeğini alamayan öğrenciler hayatın sonu değil başarmak sınavdan ibaret değil bizler hatta şahsımca ben sizlerden tek bir isteğim var. Karakteriniz sağlam olsun sadece güzel hayat yaşayın sınavdan kalsanız bile üzülmeyin sizi seviyorum dualarım sizlerle
İt olana tasma yerine taç takanlara duyrulur: Baya tuzlu oldu (:
Bugün 2 ölçek mini tartoletlerin yarısıyla çikolatalı kurabiye yapacaktım. Dün akşamdan hamuru hazırlayıp dolaba atmıştım. Normalde ince tanecikli tuz kullanıyoruz ve ben buzdolabı poşedinde şeker (!) buldum. O an taneciğine göre karar kıldım ve biraz loştu. Tuz olmasının mümkünatı yoktu. Ve damla çikolata koyacağım için normalden az şeker koydum. Hamurun tadına bakacaktım unuttum. Bugünle birlikte toplam 3.30 saat harcadım. Bizimkilere kahve yapıp götürdüm. Ablamla konuşurken anneme de yemesi için ısrar ediyordum. Kadın yedi ve "Bu ne böyle tuzlu baya?" dedi. Tipiyle şaka yapıp yapmadığını anlamadım. Sonra ablam da ısırdı ve ağzından direkt hafifçe tükürdü. Ve "Haahahaa çok komik tamam, şimdi sıra bende." deyip kahveye bandırdığımı daha ısıramadan baya tuz tadı geldi ve "Ohaa şaka değilmiş. İnanmıyorum bu nasıl tuz olabiliiirr?" ama sona doğru sinirden ağlamaklıyım. "ŞEKER BÖLÜMÜNDE TUZUN NE İŞİ VARDI? BUZDOLABI POŞETİNDE TUZU KİM KOYDU?" diye biraz sinirlenirken bir sıcak bastı, bir tansiyonum düştü anlatamam. Güldük de baya ama hep sinirden ve öyle böyle yaşanan aptallıktan. "Sahte meyve tabaklarına benziyor: Biz ona bakıyoruz o bize bakıyor ama yiyemiyoruz. Hoş bu gerçek ama yiyemiyoruz yine de. ><" deyince annemin çözümü "Üzülme ıslatır tavuklara yediririz." oldu. "Bunun yarımını yiyen tavuğun yaşayabileceğini düşünüyor musun, hepsi çöpe. -_-' Ben yapmış olsam bile hiçbir albenisi yok. Sen nasıl yedin anne, delirdin mi?" deyince "Sen ısrar ettin, yemesem üzülecektin." dedi. 🤦‍♀️ Ben zaten minik kurabiye ve minik şekilde yapmıştım. Tatsın istedim ama tuzlu olduğunu bilmiyordum. İlk tepsi de çıkınca normalde tadarım ama tadasım gelmedi, yemek için hep birlikte olmayı bekledim. 😅😅🤦‍♀️ Poşet suçlusu annem. Ve ilk onda patladı. Tuzu seven ben bile o kahveden ötürü
Hayata Dair
Olduğun yeri cennette çeviremiyorsan , gittiğin her yer cehennemdir