Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Nozick riskli eylemlere ilişkin yasaklama girişimlerinin özgürlükleri baltalayacak düzeye çıkmayacağı konusunda sadece tarafların “kârlı olmayan” böyle bir “mübadeleye” girmeyecekleri argümanına güvenmektedir. Ancak bazı insanların kârlı olmasa bile riskli eylemleri yasaklama yoluna gitmeyeceklerinin kesin bir garantisi yoktur. Anarko-kapitalistler riskli eylemlerin yasaklanabileceğine ilişkin fikri doğal haklara aykırı bulurlar. Doğal haklara sahip bireylerin sadece hak ihlalcisi olmaları durumunda hakları sınırlandırılabilir. Yasaklamayı tazminat verme koşuluna bağlamak, yapılan işin gayri meşru olduğu ve ortada bir hak ihlali bulunduğu gerçeğini değiştirmez. Verilen tazminat ihlal için ahlâkî bir gerekçe sunmaz. Anarko-kapitalistlere göre, tazminat karşılığında riskli eylemlere yasak getirmeye izin veren bir sistem özellikle devletin elinde çok kolayca, özgürlükleri yok eden veya işlevsiz kılan bir sisteme dönüşebilir. Anarko-kapitalistlere göre, tazminat karşılığında bile olsa riskli eylemleri yasaklamayı meşru görmek, sadece minimal devleti değil, tiranlığı ve maksimal devleti de meşru hale getiren bir argümandır. Riskli eylemler ve tazminat ilkesine ilişkin açılamada, bir tiranlığın veya çok daha kapsamlı bir devletin bu yolla meşrulaştırılmaya çalışılmasının önünde ciddi bir engel bulunmamaktadır. Rothbard’ın bunun nasıl gerçekleşeceğine ilişkin verdiği örnek ilginçtir. Amerika’daki genç zenci erkekler arasındaki yüksek suç oranı ortadadır. Nozick’in riskli eylemler ve tazminat ilkesinden yola çıkarak, bu grubun diğer insanlara risk yüklediği ve bu nedenle eylemlerinin yasaklanabileceğini söyleyebiliriz. Bu durumda zenci gençleri, belli bir yaşa/olgunluğa erişinceye kadar kilit altında tutabiliriz. Riskli eylemlerini yasakladığımız için onlara bunun karşılığında iyi yiyecekler, kıyafetler, para veya eğitim verebiliriz. Bunun gibi sayısız örnekle bu argümanın nasıl daha büyük bir devleti veya tiranlığı meşrulaştıracağı sergilenebilir.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Nozick bu kıskaçtan çıkabilmek için “tazminat ilkesine” başvurur. Nozick riskli eylemlerinden dolayı birine yasaklama getirebilmek için, “yasaklama getirilen kişilere tazminat ödemeniz halinde bir eyleme yasaklama getirme hakkına sahip olursunuz” şeklinde formüle ettiği tazminat ilkesine ulaşır. Buradaki tazminat bilindik bir sınır ihlalinden sonra (haksız fiil), kurbanın zararını tazmin etmeye yönelik olan tazminattan farklıdır. Riskli eylemi yasaklananların, bu yasaktan dolayı maruz kalacağı dezavantajın (aslında bazı özgürlüklerini veya haklarını yitirmelerinin) telafi edilmesine yönelik bir tazminattır. Böylece Nozick “riskli faaliyetlere bir yasaklama getirenleri, bu yasaklama sonucunda dezavantajlı duruma düşenlere tazminat ödemeye mecbur kılan” bir tazminat ilkesini kabul eder (Nozick 2000:127-128). Yani riskli eylemleri yasaklamak, sadece bu yasaktan dolayı menfaat elde edenlerin, yani riskten kurtulanların karşılığında tazminat ödemesi halinde meşru hale gelir. Ayrıca bu tür durumlarda verilecek olan tazminat serbest mübadeleye konu olan tazminatlardan (kişinin eylemden vazgeçmek için bunu talep eden tarafla serbestçe mübadeleye girdiği durumlarda verilecek bedel) farklı olarak “tam tazminat” olmak zorundadır; yani, tazminatın miktarı mübadele konusu değildir. “Tam tazminat” riskli eylemleri yasaklanan kişilerin düştükleri dezavantajlı durumu giderecek miktar olarak tanımlanabilir. Tazminat miktarı öyle olmalıdır ki, yasaklanan kişinin durumu yasaklamadan önceki durumundan daha kötü bir hale gelmemelidir.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Nozick’in açıklamasına bağlı kalırsak hükümeti bir şirketin yönetim kurulu (şirketin ortakları) olarak mı yoksa profesyonel bir yönetici ekip olarak mı düşüneceğiz? Devletin/koruma şirketinin sahibi veya sahipleri kimler olarak kabul edilecek? Bir şirket olduğuna göre devlet/koruma şirketi kâr odaklı çalışacaktır. Bu durumda kâr kimlere ne şekilde dağıtılacaktır? Bu ve benzeri pek çok sorunun uygun ve tatmin edici bir cevabının olduğunu söylemek mümkün değildir.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Nozick’in koruma şirketleri ve müşteri ilişkileri üzerinden inşa ettiği devlet teorisi, klasik liberal devlet teorisi ve pratiğinde yer alan formülasyon ve yöntemleri açıklayamaz ve meşrulaştıramaz. Nozick’in minimal devleti onu ortaya çıkaran süreç ve öncüller nedeniyle adı devlet olsa da bir özel mülkiyet işletmesidir. Minimal devleti işletenler, örneğin iflas ettikleri veya yeterince kazanmadıkları için bu şirketi/devleti feshedebilirler. Minimal devlet her şeye rağmen bir özel işletme olduğu için, Nozick’in teorisi klasik sınırlı devlet teorisinde geçerli olan oy verme, kuvvetler ayrılığı veya parlamento gibi uygulama ve kavramları açıklamak ve meşrulaştırmakta yetersizdir.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Doğruyu söylemek gerekirse, neden sadece güvenlik hizmetlerinin tek meşru kamu hizmeti olabildiğinin ve yeniden dağıtımın konusu olabildiğinin ikna edici ve tutarlı bir temeli mevcut değildir.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Klasik liberal teorinin gece bekçisi devleti iç ve dış güvenlik ile adalet hizmetlerini vergi verip vermediğine bakmaksızın tüm üyelerine sunar. Gece bekçisi devlette vergi verenler, hiç vergi vermeyenlerin veya bu hizmetleri karşılamaya yetecek miktarda vergi vermeyenlerin koruma hizmetlerinin maliyetini üstlenmiş durumdadır. Ancak, Lockecu liberal gelenek devletin kökenini sosyal sözleşme kuramı ile açıkladığından bu problem görünür halde değildir. Aslında ortaya çıkan sonuç, haklarının daha iyi korunması ve ortak çıkar gerekçesiyle yeniden dağıtımcı bir yöntemin sadece güvenlik hizmetleriyle sınırlı olmak kaydıyla meşru kabul edilmesidir.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Hakim koruma şirketi bağımsızların adaleti özel olarak yerine getirmesini, müşterileri adına ve onların prosedürel haklarını ihlal etme riski taşıdığı gerekçesiyle yasaklamıştır. Bu yasaklamayla bağımsızlar müşterilerden kendilerine yönelecek olan hak ihlalleri karşısında müşterileri cezalandırma şansı ve imkânından mahrum kalacaklar, saldırılar karşısında caydırıcılık güçlerini yitirecekler ve kendilerini koruma imkânlarını kaybedeceklerdir. Bu durum bağımsızların günlük yaşam ve faaliyetlerinde onlara ciddi dezavantajlar getirecektir. Bu yasaklamanın ahlâken meşru olabilmesi için bağımsızların düştüğü dezavantajın tazmin edilmesi gerekmektedir. Bu tazminat hakim koruma şirketi vasıtasıyla müşterilerden karşılanacaktır.

Cennet Uslu, Robert Nozick: Anarko-Kapitalizme Karşı Minarkizm
Randy Barnett’e göre, Nozick devleti meşrulaştırmak için kullandığı tazminat ilkesi ve prosedürel hakları felsefi olarak temellendirememiştir. Öncelikli olarak, Nozick hakların kendisi ile onların kullanımındaki prosedürleri birbirine karıştırmaktadır. Doğal haklar, objektif olarak ve ontolojik olarak temellenir. Prosedürlerin güvenilir olup olmaması aktif haklar üzerinde etki yapmaz. Kendini savunma temel bir haktır. Kişi kendisine yapılan bir saldırıyı cezalandırma hakkına sahiptir. Bu hak hiçbir gerekçeyle yasaklanamaz. Eğer birinin haklarını ihlal ettiyseniz, prosedürler güvenli olsun ya da olmasın cezalandırılırsınız ve buna direnme hakkınız yoktur. Eğer masumsanız, prosedürler güvenli bile olsa buna direnme hakkınız vardır. Prosedürlerin güvenilir olup olmaması, sizin veya karşınızdaki kişinin haklarını etkilemez. Hakları ihlal eden şey prosedürler değil, sonuçta alınan karardır. Barnett’e göre, Nozick suçlu olup olmadığının kişi dışında bilinmemesine dayanarak güvenli prosedürleri şart koşmak suretiyle, hakları ontolojik değil, epistemolojik zeminle açıklayan bir duruma düşmektedir. Kişilerin elbette adil ve güvenilir yöntemlerle yargılanmayı isteme hakları vardır; ancak bu talep sonuçta elde edilecek fayda bağlamında meşrulaştırılır. Bu yüzden prosedürlere ilişkin konular orijinal hakların kendisini ortadan kaldıran veya yasaklamaya izin veren bir gerekçe sunamazlar. Barnett, Nozick’in tazminat ilkesinde de hatalı bir akıl yürütme yaptığını düşünmektedir. Nozick tüm hak ihlallerini yasaklayıp, hak ihlalleri karşısında tazminat verilmesini tek geçerli tazminat yöntemi olarak kabul etmek yerine, tazminatı hakların ihlal edilebilmesini meşrulaştıran bir enstrümana dönüştürmüştür. Tazminatta belirlenecek bedelin adil olup olmaması, kârlı olup olmaması gibi “beyhude” tartışmalar bir hakkın ihlalini meşrulaştırmak için ahlâki argüman olarak kullanılamazlar. Tazminat bedeli çok yüksek veya gerçekten adil bile olsa, örneğin kişinin özgürlüğünü kısıtlamanın bedeli olamaz veya kişinin özgürlüğü (kişinin rızası dışında) böyle bir mübadelenin konusu yapılamaz.