Cennet Özdemir

4/10
·416 syf.··
2025 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2025 17:50
Konusundan bahsetmeyeceğim, bilgi kısmında zaten var. Kitabın bende hissettirdiklerinden, kitaba karşı düşüncelerimden bahsedeceğim. Bitirdikten sonra kitabın arka kapağını bir kere daha okudum ve bazı kitaplar gerçekten arkada yazanla bizi büyük yanılgıya düşürebiliyor. “Sayfaları çevirirken nefesinizin kesildiğini hissedeceksiniz.” diyor ama asla kitabı heyecanla okuyamadım. Farklı, çok daha iyi birçok polisiye/gerilim okuduğumdan ya da çevirinin çok kötü olmasından kaynaklanıyor olabilir. Okuma hızım bu sene için iyi başlamıştı ama bu kitap gerçekten beni sekteye uğrattı. 2 aydır okuyorum neredeyse. Bir kitap bitmeden başka da okuyamadığım için çok yavaşlattı beni. Bir de yine arka kapakta “… güzel ve zeki bir dedektif olan Mills…” diye bir karakterden bahsediyor. Ama ona dair sadece Work’ü hapse atmaya çalışan, 400 küsür sayfalı kitapta çok az karşınıza çıkan biri olarak biliyoruz. Bence çok daha fazla ayrıntıta girerek, belki ilahi bakış açısıyla onun da yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını görseydik daha güzel olurdu. Mills’in yaptıklarını genel olarak sadece duyduk. O kadar. Mesela şu an fark ettim de ben hiçbir karakteri gözümde canlandırarak okumamışım bu kitapta. Hiçbir bilgi yok çünkü onlara dair. Çok yavan bir şekilde olaylar gelişiyor ve zaten çevirisi de çok kötü olduğu için bazı cümleleri 1-2 defa okudum. Kısacası kitap kötülemeyi sevmem ama bu kitabı gerçekten okuyarak vakit kaybetmeyin. Çok çok daha mükemmel olan polisiye kitaplar var.
1000k
Deja VuJohn Hart · Koridor Yayınları · 2009755 okunma
Reklam
7/10
·288 syf.··
2025 3. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Elimde Hizmetçi serisi de var ama bununla başlamak istedim. Akıcılık olarak gerçekten bayağı akıcı ve sürükleyici bir kitaptı. Dün akşam başlayıp bugün bitirdim. (Spoiler olabilir.) Sanırım ben de katili çoğu kişinin düşündüğüyle aynı kişi olarak düşündüm. Ama yazar ters köşe yaptı. Aralarda hikayeye katkı sağlayan, alakasını sorguladığım danışanın olayı sonlara doğru açıklığa kavuştu. Ve ben bu ters köşeden hoşlanmadım. Bence bizim düşündüğümüz kişi olsaydı daha keyifli olurdu. (Spoiler bitti.) Sonunu kendime göre çok beğenmemiş olsam da yine de keyifli ve sürükleyici bir kitaptı. Yoğun ve ağır kitaplar okuyup bunaldıktan sonra kafayı rahatlatmak amacıyla okunabilir diye düşünüyorum.
1000k
Sakın Yalan SöylemeFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20245,1bin okunma
6/10
·336 syf.··
2023 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2023 02:00
Hikaye, Veronique’in sinemada film izlerken bir sahnede arka planda kalan kulübenin üstünde, kendi genç kızlık zamanlarında kullandığı imzasını görmesiyle başlıyor. Bunun için dedektif tutuyor ve geçmişte yaşadıklarıyla da bağlantılı olarak bu süreçte başına gelenlerden bahsediyor. Spoiler vermeden anca bu kadar bahsedebiliyorum. Kurguda hoşuma giden şu oldu: Kadın(ın) başına gelen her şeyin kehanetlere bağlı olarak gerçekleştiğini sandı(m) ama son sayfalarda Lüpen abimiz her şeyi güzel bir plana oturttu. Bu kısım zekiceydi bence. Ama… kitabın kapağında kocaman “Arsen Lüpen” yazıyor olmasına rağmen karakter, 336 sayfalık kitabın son 50 sayfasında geldi ve ben onu beklerken kurgudan koptum, ne yalan söyleyeyim. Yine, planı anlattığı zaman biraz toparladı ama Lüpen’siz bir hikaye olup da bu planı başka bir karakter yapsaydı, ben de beklentiye girmemiş olsaydım daha hızlı okuyacağıma eminim. Bir de sanırım Sherlock ve Lüpen karşılaştırılıyor bayağı. Sherlock okumadım, izledim sadece (kitaplarında da aynı zekada olduğunu düşünüyorum) ve Lüpen’den bir kitap okudum ama ben Sherlock tarafını seçiyorum.
1000Kitap
Arsen Lüpen - Otuz Mezarlı AdaMaurice Leblanc · Dokuz Yayınları · 2021443 okunma
Neye göre kime göre normal?
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2023 17. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2023 22:46
Kitabımız bize dünyanın en “normal” kişilerini tanıtarak başlıyor. Aynı karakterde ve normallikte olan Alistair ve Eleanor evlenirler ve üç çocukları olur. İlk iki çocukları son derece normaldir ama en küçük çocukları Barnaby tüm bu normalliğe son verir. Çünkü Barnaby doğar doğmaz, göbek bağı kesildiği gibi doktorun elini es geçip tavana doğru meyletmiştir Hikaye, bu normalliğin bozulması, anne-babanın Barnaby’nin bir an önce bu yaptığına (havada süzülme) bir son vermesini diretmeleriyle ve Barnaby’nin başından geçen maceralarla devam ediyor. Şimdi birazcık (bayağı) SPOİLER Barnaby’nin abisi ve ablası ondan son derece memnun ve kardeşlerini çok seviyorlar ama bahsettiğim gibi anne ve babası onu hiç normal bulmuyor. Bu insanların normal olmamaktan ödü kopuyor resmen. Ve o kadar abartmışlar ki mesela baba kişisi hasta olduğunda rapor alıp işe gitmemeyi normal karşılamıyor. Anne kişisi doğum sancısı gece geldi diye bunu normal bulmuyor vb. Barnaby’den sürekli normal olmasını istiyorlar ama çocuğun yapabileceği bir şey yok, böyle doğmuş. Yerde durabilmesi anca çantasına ağır şeyler koyabilirse mümkün. En sonunda anne-baba bir karar alıyorlar ve anne, çocuğu alıyor ve tek başlarına yürüyüşe çıkıyorlar. Issız bir yerde anne, çocuğun çantasını kesiyor ve çantasındaki ağırlıklar dökülünce çocuk uçmaya başlıyor (bu olaydan sonra bence kitabın ismindeki “yanlışlıkla” doğru bir seçim olmamış). Gerçekten asıl burada aldıkları karar, “insanlığın” normaline tersti bence. Barnaby uçmaya başladıktan sonra bir şekilde dünyanın her köşesine gidiyor ve bir sürü iyi insanla karşılaşıyor (biri hariç). Bu insanların hepsi de Barnaby gibi aileleri tarafından hiç normal karşılanmayan (normal her ne demekse) kişiler. Ve ben en çok kitabın bu kısmını sevdim. Buradaki hikayeler çok samimi
1000Kitap
Yanlışlıkla Dünyanın Öbür Ucuna Uçan ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 20131,411 okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2022 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2022 00:00
Kitabın çok akıcı bir şekilde ilerlediğini söyleyebilirim öncelikle. Ory, Max, Naz ve Toplayıcı olmak üzere dört kişinin gözünden anlatılıyor olaylar. Hindistan’da bir adamın bir gün gölgesi yok oluyor, herkes bunu mucize olarak görüyor ama bir süre sonra farkına varıyorlar ki adam giderek tüm anılarını, yakınındaki herkesi unutuyor. Bu olay dünyaya salgın gibi yayılıyor ama nasıl ve neye göre yayıldığı bulunamıyor, böylece kıyamet senaryosu başlamış oluyor. Yoğun bir dönemden geçiyor olmama rağmen kitabı kısa bir sürede bitirdim, konusu ilgi çekici ve güzeldi. Beğenmiş olmama rağmen -ben mi kaçırdım anlamadım- bazı yerlerinde sanki bir şeyler eksikmiş gibi geldi bana. (Spoiler) -Mesela gölgesini kaybeden insanlar aynı zamanda sihir gibi bir güce sahip oluyorlar ama o gücün nasıl bir şey olduğu, sahip olanların neler yapabildikleriyle ilgili ayrıntılara girilmemişti, benim için çok havada kaldı. - Gajarajan’ın bedenden çıkıp bağımsız bir şekilde gölge olarak ortaya çıkışı bir anda gerçekleşti, hadi tamam bir anda oldu ama yanındaki karakterler çok basit düzeyde tepki verdiler, saçma geldi o yüzden orası. - Kurtuluş olarak görülen New Orleans’in nasıl geliştiği, düzeni tekrar nasıl kurduklarının ayrıntısı da yoktu. Orası da eksik kaldı biraz. - Ölüm uçurtmaları diye bir şeyden bahsedildi bir ara ama ne olduğunun üzerinde pek durulmadı, geçti bir anda. Böyle sayınca da sanki beğenmemişim gibi oldu ama beğendim aslında. Boş vaktiniz varsa okuyabilirsiniz, eksikleri olmasına rağmen sarıyor.
Bilim-Kurgu
The Book of MPeng Shepherd · Ephesus Yayınları · 20192,802 okunma
Reklam