“Keşke bir gün, bir şey olsa da herkes maske takmak zorunda kalsa! O zaman ben de takarım, değil mi?”
Esma gülmüş, “Olur mu öyle şey!” demişti. “Herkes nasıl lösemi olsun!”
“Biz gürültüye alışmıştık. Çığlıklara, haykırışlara, annesini arayan çocukların hıçkıra hıçkıra ağlamalarına… Sonra birden o bebek çıkmıştı karşımıza. Savaş denilen şey ne kadar gürültülüyse, Zamir de o kadar sessizdi! İnsan normalde bir ses duyunca uyanır, değil mi? Öyle biliriz. Ama savaşta öyle olmuyormuş. Meğer o sesler bizi uyutuyormuş. Bunu da şuradan anladım: Beni uyandıran Zamir’in sessizliği oldu! Uyanınca da gördüm tabii nerede olduğumuzu! Nasıl bir vahşet içinde debelenip durduğumuzu!”