...ilginç bir şekilde sarılmış iki iskelet buldular. Bir kadına ait olduğu anlaşılan bu iskeletlerden birinin üzerinde hâlâ beyaz bir elbisenin parçaları vardı ve boynunda tespihağacı tohumlarından yapılmış bir kolye, yeşil incik boncuklarla süslenmiş, ipekten, içi boş küçük bir muska asılı duruyordu. Kuşkusuz cellat bu değersiz eşyaları almaya tenezzül etmemişti. Kadının iskeletine sıkıca sarılı duran diğeri ise bir erkek iskeletiydi. Belkemiğinin eğri olması, başının kürek kemiklerinin arasına gömülmesi, bir bacağının diğerinden kısa olması dikkati çekiyordu. Aslında boyun omurlarında bir zedelenme olmamasından asılmadığı belliydi. Bu adam buraya gelmiş ve burada ölmüştü. Onu sarıldığı iskeletten ayırmaya çalıştıklarındaysa toza dönüşüvermişti.
Üstelik böyle biçimsiz bir yaratığın böyle bahtsız bir ya ratığı himayesine alması, bir ölüm mahkûmunun Quasimodo tarafından kurtarılması oldukça dokunaklı bir sahneydi. Doğanın ve toplumun bu iki uç örneği birbirlerine dokunuyor, birbirlerine yardım ediyorlardı.