9/10
·288 syf.··
2025 2. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2025 20:35
Her okuduğumda derin düşünceler oluşturdu Hele şu kelime cep-put kendimi ne kadar uzak tutmalıyım diye kendimle savaş içine girdiğim bir süreç oldu Aslında bize ne kadar zararlı olduğunu biliyoruz ama bu kadar da olmaz diyeceğim planlar yapılması ve insanların şeytanlaşması bir hayli ruhumu bunaltıyor
1000k
Mescid-i Aksanın Metafizik SırrıHayati Sır · Hayykitap · 2021151 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2024 74. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2024 20:08
Lâ ilahe illallah. Kısacık bir cümle. İnsanın hayatını tamamıyla kuşattığında bu tür kitaplara gerek kalmıyor. Bana sorarsanız bu kitapta aslında bu "kelime" için yazılmış. İnsana yük olan her ne varsa onu atmasını tavsiye ediyor yazar. Cep telefonu mesela, kariyer, günlük stresler. Gardopu doldurmak için aylarca çalışmak, aralıklarla onu toplamak, her sabah önünde "acaba bugün ne giysem" diye dakikalarını harcamak, düzenlerken "ay bunu aldım ama bir kere bile giymedim" cümlesini tekrar edip durmak. En başa dönüp tüm bu stresi ve zaman kaybını dolabı doldurmak düşüncesinden uzaklaşarak mümkün. Bu mealde yürüyor yazar. Bizi kendine kul, köle, esir ediyor bir gardrop. Al sana modern put! Yazar konuyu getirip sevgiye bağlıyor. Tüm bunlardan kurtulup yaşamın amacı olan sevgiye davet ediyor okuyucuyu. O da Kur'an'ın ilk ayetine tekabül ediyor işte: Bismillahirrahmanirrahim. Sevgi duymasaydı yaratır mıydı, varlığından haberdar eder miydi? Bunca varlığa rızık gönderir miydi? Şimdi vaktin sahibine dönmek lazım. Bizi bize unutturan ne varsa...
Sadeliğin Dayanılmaz HafifliğiCourtney Carver · İndigo Kitap · 2020317 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Beyaz Adama, Yani Bize...
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2018 71. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2018 20:09
Yaşadığımız Yüzyılın, geçmiş Yüzyılların “GERÇEK ve YÜZE SERTÇE” vuran bir eleştirisidir Erich Scheurmann’ın Göğü Delen Adam’ı… Papalagi, yani biz beyaz adamlar. Dünya’ya ne yaptık böyle? Ne verdik Dünya’ya, ne aldık Dünya’dan. Bizim olmayan evrene BİZİM damgası vurup, yağmaladık değil mi? Her bir köşesine, her bir sınırına, balta girmemiş ormanına girdik, yerli halkı ise kendimize benzetmeye çalıştık. Bunu yaparken de TANRI’nın ışığını kullandık. Samoa Kabilelerinden birinin reisi olan Tiavea’lı Tuiavii’nin, biz beyazlara nasıl baktığını, Avrupa’yı nasıl gözlemlediğini ve beyaz İnsanın gerçek Tanrı’sının kim olduğunu nasıl anlattığına hep birlikte bir göz atalım. Toplum Eleştirisidir, Hepimiz Aynı Gemi’nin Güvertesinde ki, aynı “ŞEY”in Lacivertiyiz…. İncelemeyi birkaç başlık altında toplamak istiyorum. 1- Daha Fazla İstemek, 2- Para, Para, Para, 3- Daha Fazla Zaman, 4- Gerçek Tanrı, Beyaz Adamın Tanrısı, 5- BİZ. “Daha Fazla İstemek” Yaşadığımız yüzyılı göz önüne alalım. Hayatımıza bir bakalım ve çok değil, biraz düşünelim. Yazdıklarımı kendi kendinize lütfen cevaplayın. Kaç tane ayakkabımız var? Gece için ayrı, Gündüz için ayrı, İş için ayrı, Ev için ayrı, Keyfi olarak ayrı Kaç tane kıyafetimiz var? İhtiyacımız olmayan ne kadar eşyamız var? Bilinçsizce çok para verdiğimiz ne kadar elektronik eşyamız var? Hayatımızda hiçbir yeri olmamasına rağmen ne kadar çok şeye sahibiz değil mi? Seçenek yerine bolca seçenekler yaratıyoruz kendimize. İşte bu beyaz adamın bizi düşürdüğü tuzaktır. Yani kendimizin. Sürekli alıyoruz, sürekli, sürekli,. Tüketiyoruz, yetinmiyoruz, daha çok istiyoruz, o kadar çok istiyoruz ki, hiç keşfedilmeyen yerler keşfedilip, ormanlar katlediliyor, oralara fabrikalar kuruluyor, ucuz işçilik ile bu talepler karşılanıyor. O kadar çok ihtiyacımız
Edebiyat
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma