Genelde insanlar "Zaman bozuldu" derler. Bir anlamda suçu zamana yükleyip avunmak isterler. Oysa zaman bozulmaz. Bozulan insanlardır.
Tıpkı "mevki ve makamların saygınlığı, oralarda oturan insanların saygınlığı ve şerefine bağlı" olduğu gibi ( Şerefü'l- mekan bi'l - Mekin) zamanı değerlendirenler de o zamanı kullananlar, o kesitte yaşayanlardır.
Asr-ı saadetteki günler geceler ile zamanımızdaki günler ve geceler arasında gün ve gece olmak bakımından hiçbir fark yok. Ama söz konusu zamanlarda yaşayanlar açısından ise "eyne's- sera ve's- süreyya" demekten öte ne söylenebilir?
Fahrenheit 451 adlı kitabı hiç sıkılmadan okuyacağınızı düşünüyorum.Kitap 1952 yılında yazılmış olmasına rağmen İnsanların kitap okumaktan uzaklaşıp Televizyonun insanı robotlaştıran ve hissizleştiren dünyasını anlatıyor.Bence bu kitabın değeri seneler geçtikçe daha çok ortaya çıkacak ve Sosyal Medya'ya sıkışıp kalmış insanımızı daha iyi resmedecek
İtfaiyecilik Örgütü gerçek amacından sapmış bu sefer kitapları yakmakla görevlendirilmiş. Ancak onların niyeti tamamen iyi!! Çünkü kitap okuyarak insanlar bir konu hakkında fikir üretip kaos çıkartıyorlar, Şiir okuyarak melankoliye girip intihar ediyorlar
Montag ismindeki bir itfaiyecinin iç dünyasından O dönemin insanlarının dış dünyasını da anlayabiliyoruz. Dedesi, babası ve kendisi de itfaiyeci olan Montag; bir kadının evini kitaplarıyla birlikte yakmasından ve Clarisse adında bir komşuyla tanışmasından sonra içinde kitaplara karşı bir ilgi oluşur. Bu uğurda önce komşularının hissiyatını anlamaya çalışır onların hissiz, çocuklarını sevmeyen, eşlerinin ölümüne üzülmeyen biri olduklarını görür. Onlara şiir okur ama pek de olumlu bir tepkiyle karşılaşmaz.
O zaman için nadir insanlardan biri olan Faber isminde bir yaşlının olduğunu hatırlar ve onunla iletişim kurar. Onunla biraz konuşur İtfaiyecilerin evlerine kitaplar yerleştirmek gibi planlardan sonra ayrılıp İtfaiye binasına gider. Ancak İtfaiye Şefi Beatty eski kurt bir insandır ve Montag'ın kitaplara olan ilgisini anlar ve onunla kitapların gereksiz olduğu konusunda tartışır.O sırada yine yakılacak bir adres gelir, gittiklerinde o evin Montag'ın evi olduğunu görürler. Montag, karısı Mildred'in ihbar ettiğini anlar
Beatty ,Montag'ın kendi evini kendisinin yakmasını söyler, Montag evindeki kitapları yaktıktan sonra hortumu Beatty'nin
Herkes ölünce ardında bir şeyler bırakmalı, derdi dedem. Bir çocuk, bir kitap, bir tablo, inşa edilmiş bir ev veya duvar, yapılmış bir çift ayakkabı. Veya ekilmiş bir bahçe.
Elinin bir şekilde dokunduğu bir şey, öldüğünde ruhunun gideceği bir yer olsun diye; böylece insanlar ektiğin o ağaca veya çiçeğe baktığında, sen orada olursun. Ne olduğu önemli değil, dokununca onu değiştirdiğin ve ellerini çektiğinde sana benzeyeceği bir şeye dönüştürdüğün sürece, derdi
Sadece çim biçen adamla bahçıvan arasındaki fark dokunuştadır, Çimleri biçen adam orada hiç olmamış gibidir; bahçıvansa bir ömür boyu orada olacak.