Yalnız her ikisinin de içinde gizliden gizliye büyüyen bir korku vardı.Bir gün gelip ayrılma korkusu.
Hiçbirisi bu korkusunu diğerine söylemeye cesaret edemiyordu.Kim bilir, belki öbürünün yanlış anlayacağından çekiniyordu.Çünkü içten duyulan şeyler hep yanlış anlaşılır.
Onun sandığına göre aşk, şimşek parıltıları ve gök gürültüleri ile kendini birdenbire gösterir, göklerden düşüp hayatı alt üst eden, iradelerimizi birer yaprak gibi söken, bütün kalbi uçuruma sürükleyen bir kasırgaya benzerdi.