Ceren Holcak

Ceren Holcak
@cerenbigworld
Sıkı çalış, sıkı oyna!
Editör | Araştırmacı | Fotoğrafçı | Gazeteci
Sabancı Unıversıty
Muğla
Kayseri, 27 Mayıs 2000
684 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Affetmek mi, Yargılamak mı? Temiz Eller, Kirli Niyetler
9/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Bazen öyle bir düzen kurulur ki, adaletin kılıcı bile adaletsizce savrulur. Kurallar var, evet. Cezalar da yerli yerinde. Ama sormak lazım: Bu kuralları uygulayanlar gerçekten ne kadar temiz? Ne kadar tarafsız? Ve bir noktadan sonra insan şunu fark ediyor: Asıl mesele yasayı uygulamak değil, o yasayı kimin elinde tuttuğu. İçine girince hikâyenin, görünenle gerçeğin ne kadar uzak olduğunu fark ediyorsun. Erdem gibi sunulan şeylerin çoğu aslında korkunun kılıfı. Güç sahibi olmak, birilerini düzeltmek değil; bazen kendi karanlığını gizlemek için bulunmaz fırsat. Ve insanlar, işlerine geldiğinde ne kadar da iyi oynuyor rollerini… Bir anda ahlak bekçisi, bir anda yargıç, bir anda mağdur. Ama en ilginci şu: Ne kadar suçlu gibi gösterilirse gösterilsin, en insani olanlar yine o “yanlış”ı yapanlar oluyor. Çünkü onların içinde hâlâ bir şey var: Gerçeklik. Saflık demiyorum, dürüstlük de değil… Ama yapmacık değiller. Oldukları gibi duruyorlar. Ne rol kesiyorlar ne de başkası gibi davranıyorlar. Bir şey yaptılarsa, kabul ediyorlar. Hata yapmışlar, evet, ama insan gibi. İşte o noktada oyunun kuralları kırılmaya başlıyor. Otoritenin suratına bakıyorsun, sözleri tertemiz ama içi çürük. Ahlakı savunurken bile içten içe başka hesaplar dönüyor. Ve bu hesaplar, bir insanın hayatını altüst edecek kadar güçlü. Çünkü kuralları uygulayan kişi, aynı zamanda kendi zaaflarına yeniliyor. İşte orada sistemin ne kadar iki yüzlü olduğunu tokat gibi hissediyorsun. Ve en son sahnelerde... Her şey bir anda tersine dönüyor. Maskeler düşüyor, roller değişiyor. Kimse düşündüğün gibi çıkmıyor. En doğru sandığın kişi en korkak, en kötü gördüğün karakter ise en insani olan oluveriyor. Bu da seni bir daha düşündürüyor: Ne zamandan beri “suç” sadece kuralı çiğnemek oldu? Ya vicdanı ezmek? Ya başkasının
Kısasa KısasWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20112,183 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Gücün Değil, Aklın İmparatorluğu
8/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Bazı cümleler var ki sanki yüzyıllar önce değil de dün gece yazılmış gibi. Hatta öyle ki, okurken bir an duruyorsun, elindekine bakıyorsun ve diyorsun ki: “Bu nasıl olur da benim içimden geçenleri bu kadar sade, bu kadar net anlatır?” Tam da burası, insanı çarpan yer. Çünkü bu satırlar sana vaaz vermiyor, yukarıdan bakmıyor, akıl satmıyor. Sadece oturuyor karşına, gözlerinin içine bakıyor ve fısıldıyor: “Ben de senin gibiyim.” Hayat, hep bir yerlere yetişme telaşı. Bir yandan kaygılar, öbür yandan insanlar... Herkes bir şey istiyor, herkes bir şey söylüyor. Ama kimse gerçekten dinlemiyor. İşte tam o noktada bu satırlar çıkıyor karşına. Diyor ki: “Kendini unutma. İçindeki o sessiz sesi duy. Herkes bir şeyler anlatıyor ama sen ne diyorsun kendine?” İçsel bir yolculuk bu. Bir nevi aynaya bakmak gibi ama öyle fiziksel bir görüntü değil kastettiğim; kalbine, zihnine, özüne bakmak. Gün içinde sinirlendiğin, sabrının zorlandığı, insanların ne dediğine kafanı taktığın anlarda, seni silkeler gibi konuşuyor. Ve her cümlesiyle hatırlatıyor: Bu dünya geçici. Gücün, statünün, güzelliğin, gençliğin… Hepsi geçici. Geriye bir tek karakterin, sabrın, vicdanın kalıyor. Ve bu yolculukta sana sadece güçlenmeyi değil, yumuşamayı da öğretiyor. Diyor ki: “Öfkeyle değil, anlayışla yaklaş. Çünkü karşındaki de senin gibi biri. Korkuları, kaygıları, geçmişi var. Kimse durduk yere kötü olmuyor.” Ne büyük bir hatırlatma… Hem güçlü hem merhametli olmayı unuttuk çünkü. Ya kırıyoruz ya susuyoruz. Oysa bazen sadece anlamaya çalışmak bile yeterli. Bir de ölüm var tabii, hep konuşmaktan çekindiğimiz. Ama burada öyle bir anlatılıyor ki korkutmuyor. Aksine hafifletiyor insanı. Çünkü sürekli ertelenen, yok sayılan o gerçek, seni aslında yaşamın tam merkezine getiriyor. Diyor ki: “Hatırla, bu hayat sana
Kendime DüşüncelerMarcus Aurelius · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,9bin okunma
Kimse Bir İnsanı Bu Kadar Yalnız Bırakmamalıydı
7/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda öylece kalakalırsınız. Sanki elinizden düşen bir roman değil, başka bir insandır. İçine öyle bir yaşam sıkıştırılmıştır ki, siz yalnızca okuyup geçemezsiniz. İçinizde bir iz, boğazınızda bir yumru, gözlerinizin ucunda bir sızı kalır. İşte Sağanak Altında böyle bir kitap. Bu kitapta anlatılan bir hayat değil, bir çığlıktır. Fransa sokaklarında yürüyen, elleriyle fırın hamuru yoğuran ama yüreğinde yangın taşıyan bir adamın çığlığı. Kimseye duyuramamış, anlatamamış, susturulamamış bir çığlık. Ne babasına, ne karısına, ne yaşama, ne ölüme... Hepsiyle yarım kalmış, hepsiyle kesik kesik konuşmuş bir insanın iç hesaplaşması bu. Jean Teule’nin kalemi ne kadar yalınsa, o kadar da acımasız. İçinizi dağlayan cümleler kuruyor ama hiç bağırmadan. Sessiz bir boğulma gibi… Sayfalar ilerledikçe, bir fırıncının değil; için için tükenen bir insanın, çürümeye yüz tutmuş bir aşkın, ve en çok da göz göre göre büyüyen bir yıkımın öyküsüne şahit oluyorsunuz. Her cümlede ıslanıyorsunuz. Ama bu ıslaklık yağmurdan değil, pişmanlıktan, öfkeden, acıdan oluşmuş bir sağanak. Adaletin olmadığı bir toplumda, sevmenin bile suç sayıldığı bir çevrede, "ben sadece yaşamak istedim" diyen bir adamın başına yağan felaket damlaları. Kitap boyunca kendinize şu soruyu soruyorsunuz: "Bir insan ne kadar yalnız bırakılabilir?" Ve sonra cevabı görüyorsunuz: "Öyle bir yalnızlık ki, suç bile tek başına işlenmiyor."
Sağanak AltındaJean Teule · Sel Yayıncılık · 2024382 okunma

Ceren Holcak

, bir kitap okudu
9/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
William Shakespeare
8.5/10 · 2.183 okunma

Ceren Holcak

, bir kitap okudu
8/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Marcus Aurelius
8.2/10 · 27,9bin okunma