Gerçekten, yararlı sevgi hayal sevgisinden çok acımasız ve korkunçtur. Hayal sevgisi çabuk, kolayca yapılan, herkesin dikkatini çeken bir kahramanlık ister. Her şey sahnedeymiş gibi, alemin gözü önünde, takdirler içinde yapılsın, ne olacaksa bir an önce meydana çıksın diye hayatını verenler olur. Oysa iş gören sevgi, çaba, dayanıklılık ister, bazılarına göre kendi başına bilimdir.
Gerçekçinin imanı mucizeden doğmaz, iman, mucizeleri doğurur. Böyle kimse bir kere iman edince artık kendi gerçekçiliğinin zorunluluğu olarak mucize olanağını da kabul etmek zorundadır.
“Yıldızların karanlıkta parladığı gibi yoksulluk içinde de temizlik ve yüceklikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlaka servete, asalete mi muhtaçtır? Bence talihin en hakikisi, ruhun göründüğü iki güzel göz, en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül rengi dudaklardan yansıyan tebessümlerdir. Güzellikten büyük asalet, kalp temizliğinden büyük zenginlik mi olur?”
Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan kuvvet kalıntılarının bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine var olan bu etkili sessizlik, en şiddetli acıların sebep olduğu göz yaşlarından bile daha yakıcıdır.