“Yıldızların karanlıkta parladığı gibi yoksulluk içinde de temizlik ve yüceklikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlaka servete, asalete mi muhtaçtır? Bence talihin en hakikisi, ruhun göründüğü iki güzel göz, en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül rengi dudaklardan yansıyan tebessümlerdir. Güzellikten büyük asalet, kalp temizliğinden büyük zenginlik mi olur?”
Ağlamak, uğradığımız felaketlere karşı vücudumuzda kalan kuvvet kalıntılarının bir feryadıdır. Ağlayamadığımız zamanlar, bizde o gücün mahvolduğu vakitlerdir ki onun yerine var olan bu etkili sessizlik, en şiddetli acıların sebep olduğu göz yaşlarından bile daha yakıcıdır.
Zavallı çocuklar! Sizlerin o minik elleri birkaç asırdan beri insanlığın altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çicekleri okşamak içindir.