Rousseau'nun savı zenginlikle ilgili bir teze dayanıyordu:
zenginlik, illa ki çok şeye sahip olmak anlamına gelmiyordu
aslında. Zenginlik, sahip olmak istediğimiz şeylere sahip olmak
demekti. Varlıklı olmak mutlak bir kavram değildi, arzuya
bağlıydı ve göreceliydi. Paramızın yetmediği bir şeyi arzuladığımızda
fakirleşiyorduk; kaynaklarımız her ne olursa olsun.
Ve elimizdekilerle yetinebiliyorsak eğer zengindik aslında,
sahip olduklarımız ne kadar az olursa olsun.