Fakirliğiyle övünen Efendimizin adını ağızlarından düşürmüyorlar belki ama, fakirlikten, hatta "fakir ilallah" (Hakka muhtaç) hale düşmekten korktukları kadar hiçbir şeyden korkmuyorlar. Korkuları, onları rıza lokmasını ağızlarına almaktan menettiği için dilsiz kalıyorlar, gönlün hakkını vermiyorlar, hakka, hakikate ve dahi 'kendilerine' muhtaç (fakir) olacaklarına hiç inanmıyorlar.
Şu kısa yaşamın dar sokaklarında dolaşırken elinde tuttuğun tutarlılık şemsiyesinin seni ıslanmaktan koruyacağına itimadın öyle tam ki paçalarının çamur içinde kaldığını farketmiyorsun bile.
Hiçbir şeye şaşırmıyorsun! Hiçbir şeye şaşırmayacak kadar ken dini güvende hissediyorsun.
Kimse gafletinden şikayetçi değil bu yüzden.
Oysa Efendimiz (s.a) "Rabbim, ilmimi artır!" diye dua ediyordu. Bizse öyle bir yerdeyiz ki ilim taleb etmeye ne halimiz var, ne de mecalimiz.