“Tasavvufun dine sonradan girdiğini, şuradan ve buradan devşirildiğini, hiç değilse dini yumuşatmak ve derinleştirmek için doğduğunu, yoksa sert ve çetin ölçülerden ibaret dinin böyle bir ruha malik olmadığını sananlar vardır.
Güneşin, ışığını aydan aldığı fikrinden daha bedbaht bir zan...”
“İşte imân bundan ibarettir; ve O’na eğilecek başların edâsındaki öz, budur.
Tek cümleyle:
- Sana Allah’ın Resûlü olarak, getirdiğin ölçülerin hepsiyle birden, bildiğim ve bilmediğim, anladığım ve anlayamadığım her emrini hak bilerek inanıyorum.”
“Yürüdükleri zaman, bastıkları en hakîr kum tanesiyle yerini değiştirmek isteyecek insan başına, bütün yeryüzünün baş eğeceği ayaklannı yerden kuvvetle kaldırırlar; sağa sola sallanmadan adımlarını en sağlam erkek edasiyle atarlar ve zemine tastamam intibak ettirirlerdi.”
“Zaten O’nun eşsiz memuriyeti, sadece görmek, görülen ve görülmeyen her şeyi görmek ve insanlara göstermek değil midir? Peygamberlerin Efendisi, âmâlara bir dokunuşta gözlerini açan İsa Peygamber’e karşılık, kör insanlığın kalb gözünü açmağa gelen Son Resûl...”
“Kâbe, evvelâ istikâmetten münezzeh olan Allah’a döneceklere mahsus, yeryüzünde bir nokta. Evet; bir madde noktası üzerinde madde ötesi mânaların en azametlisini görmek isteyen, Kâbe’ye dönsün...”