Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) şöyle buyururken dinlemiştir:
“Size neyi yasaklarsam ondan sakının ve size neyi emredersem onu da elinizden geldiği kadar yapın. Çünkü sizden öncekiler peygamberlerine çok soru sormaları ve aldıkları cevaplar konusunda ihtilâf etmeleri yüzünden helâk oldular.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sorduğun sorular ve aradığın cevaplar,
İçindeki karanlığı hiçbir şekilde bastıramaz.
Hiçbir erkek sığınılacak bir ada değildir ve nadiren gerçektir aşk,
Yalnız doğar, yalnız ölürüz; sana doğru gelen her neyse onu yap.
...
Annen baban seni anlamazsa buna rağmen kendini daha değerli hissetmek için ne yapabilirsin? Eşin pişman olmazsa bu durum hep seni tanımlamaya devam mı edecek? Bu durumun seni tanımlamaması için ne yapabilirsin? Kalıp hep aynı' birincil aşamada cevaplar dışarıdan beklenti içindeyken, ikinci aşamada kendi sorumluluk alanına geliyor.
Gerçekten gücünün yetebilecegi tek yer burası.
...
"Ne istiyorsun?"
Genelde bu soruya verilen cevaplar,
"Annemin babamın beni anlamasını, eşimin pişman olmasını, hayatımdaki bazı insanların değişmesini istiyorum" şeklinde olur. Ama bu bence dogru cevap değil. Ya hiçbir zaman değişmezse, ne yapacaksın? İşte işine yarayacak cevap bu aşamadan sonra çıkıyor.
...
Hikâye ederler ki Anadolu'dan Istanbul'a gelmiş olan beş altı adam, birkaç sene İstanbul'da kalıp tekrar memleketlerine döndüklerinde, köylerinin en akıllısı sayılan ve hakikaten de akıllı olan bir ihtiyar, İstanbul'dan gelen bu adamlarla birer birer görüşerek, "Oğlum, bizim koca İstanbul'u ne halde buldunuz? Neler gördünüz? Biz görmeyeli acaba İs-tanbul başka türlü mü olmuş?" sorusunu her birine ayrı ayrı yöneltmiş. Birisinden, "İstanbul'da olan ilim medreseleri, dünyanın hiçbir yerine mahsus değildir. Medreseleri, imaret-leri şöyle gördüm, böyle beğendim!" cevabını alıp diğerinden ise, "İstanbul umumi bir meyhane haline gelmiş. Adım başında bir meyhane olduğu gibi içki bulunmadık hane de yoktur" ve bir diğerinden, "İstanbul bir karı pazarıdır. Hiç yok sayılacak kadar ince yaşmaklıł hanımlar sokaklarda her kimi görseler yüzlerine gülerler" cevabını ve diğerlerinden de böyle yani birer meseleye mahsus cevaplar almış. Ihtiyar her aldığı cevabı ayrı ayrı onaylamış. Çünkü kendi kendine demiş ki: "Herkes İstanbul'u kendi yatkınlığına, uğraşlarına mahsus bir gözle görmüştür."