Hatipliği ve mizahi söylemleriyle tanınan Amerika'nın 16. devlet başkanı Abraham
Lincoln'un, iç savaşın en şiddetli dönemlerinde dahi mizahi hikayeler okuduğu bilinir. Kuzeyliler için yenilgiyle sonuçlanan Fredericksburg Savaşı sırasında, lsaac Arnold adında bir parlamenter, cumhurbaşkanının çadırına girdiğinde onu, Artemus Ward adlı yazarın mizahi bir eserini okurken bulur. Lincoln, parlamentere de kitaptan bölümler okumak ister. Ülkenin 'kan ağladığı' bir dönemde halkın başkanının komik hikayeler okuma isteği parlamenteri hayretler içinde bırakır. Lincoln, elindeki kitabı masanın üzerine bırakırken vücudu titremektedir. Gözyaşları içinde: 'Arnold, eğer sırtımda taşımaya mecbur olduğum bu ezici yükü yere koyup birkaç dakika dinlenmezsem, kalbim paramparça olacak!' cevabını verir.
Gülmek zorundasın. Eğer gülmezsen kaybedersin. Bazen gülmek içinden gelmese de gülmek zorundasın. Kimsenin gülmeye cesaret edemediği şeylere gülersin. Sanki zihnin komik bir şey bulmak zorundaymış gibidir, yoksa kafayı yersin
"Adam kalkmış, göz göre göre, Hakk’ı, hakkaniyeti çiğniyor. Öteki de
bana; sen sus, karışma, otur diyor... Yahu beni susturacağına, kendin
de davransana... Haksız mı, değil mi? Haksızsa eğer, kim olursa olsun
bana ne! Diyelim ki ardında bir ordu adam var... Ne çıkar ha, ne
çıkar? Hakkaniyet için yola çıkanın ardındaki Hakk’tır, zulmün
karşısında susan, o zulme ortaktır... İşte o kadar”
“Ölümlüler şöhreti çok çalışarak ve kendilerini adayarak ele geçiriyorlar, yeteneklerine bahçeye bakarmış gibi bakıp, güneşin altında ışıldamasını sağlayarak. Ama Tanrılar irinden ve nektardan kusursuzlukları parmak uçlarından fışkırarak doğuyordu. Onlar da neleri mahvedebileceklerini ispatlayarak elde ediyordu şöhretlerini. Şehirleri yakıp yıkarak savaşlar çıkararak, salgınlar ve canavarlar yaratarak. Sunaklarımızdan öyle narince yükselen buhurlar ve güzel kokular. Geride yalnızca kül bırakıyor.”