"Adam kalkmış, göz göre göre, Hakk’ı, hakkaniyeti çiğniyor. Öteki de
bana; sen sus, karışma, otur diyor... Yahu beni susturacağına, kendin
de davransana... Haksız mı, değil mi? Haksızsa eğer, kim olursa olsun
bana ne! Diyelim ki ardında bir ordu adam var... Ne çıkar ha, ne
çıkar? Hakkaniyet için yola çıkanın ardındaki Hakk’tır, zulmün
karşısında susan, o zulme ortaktır... İşte o kadar”
“Ölümlüler şöhreti çok çalışarak ve kendilerini adayarak ele geçiriyorlar, yeteneklerine bahçeye bakarmış gibi bakıp, güneşin altında ışıldamasını sağlayarak. Ama Tanrılar irinden ve nektardan kusursuzlukları parmak uçlarından fışkırarak doğuyordu. Onlar da neleri mahvedebileceklerini ispatlayarak elde ediyordu şöhretlerini. Şehirleri yakıp yıkarak savaşlar çıkararak, salgınlar ve canavarlar yaratarak. Sunaklarımızdan öyle narince yükselen buhurlar ve güzel kokular. Geride yalnızca kül bırakıyor.”