Dünyanın, yaşamak için paranın gerekli olmayacağı bir düzene girmesini dilemeye elbette hakkımız var. Ancak, zamanımızda her şey parayla yapıldığına göre, insan para harcadığı sürece para kazanmayı da düşünmek zorunda...
Neden, diye soruyorum kendime, gökte pırıl pırıl parlayan noktalar da Fransa haritasındaki kara noktalar kadar ulaşılabilir olmasın? Bizi Trascon ya da Rouen’a nasıl bir tren götürüyorsa, yıldızlara da ölüm götürür. Bu düşüncede kuşkusuz doğru olan bir şey varsa, o da şu: Yaşadığımız sürece yıldızlara varamayız, nasıl ki öldükten sonra trene binemeyiz, öyle. Dolayısıyla, kolera, böbrek taşları, verem, kanser gibi şeyler göksel ulaşım araçlarıdır gibi geliyor bana; vapur, otobüs, tren türünden yeryüzü ulaşım araçları gibi aynı...
Sayfa 180 - Arles, 9 veya 10 Temmuz 1888·Kitabı okudu
Oysa gerçeklik bambaşka, her şey sonsuz derecede karmaşık ve doğa da siyah beyaz nasıl kesinlikle birbirinden ayrı değilse, yaşamda da doğru ile yanlış kolayca seçilebilecek gibi uzak değil birbirinden. Kapkara siyahın içine düşmemeli insan, bilinçli kötülük demek çünkü bu... Aynı şekilde, yeni badanalanmış bir duvarın bembeyazından da kaçınmak gerek, çünkü bu da iki yüzlülük ve sonsuz kendini beğenmişlik demek.