“Richard Farson’un Felaket Kuramı’ndan (Calamity Kuramı) bahsetmekte yarar var. Farson, toplumun en değerli insanlarının çok kötü çocukluk koşullarından geldiğini vurguluyor.
Bu insanların yaşamlarının incelenmesinin, kültürümüzde sağlıklı bir çocukluk için gerekli olduğuna inanılan koşulların aslında bu yaşamların hiçbirinde bulunmadığını gösterdiğini söylüyor.
Travmatik çocukluk şartları ile daha sonraki büyük icraatlar arasında bir ilişki kuruyor.
Rollo May de bu tip insanlarda “iyi uyumlu” sendromuna hiç rastlanmadığını söyleyip, “iyi uyumlu” insanların büyük ressamlar, heykeltıraşlar, yazarlar, mimarlar, müzisyenler olmasının çok nadir karşımıza çıktığını ekliyor.”
Varolan tüm kişilerin, diğer varlıklara katılmak için kendi merkezliliklerinden dışarı uzanmak olanakları ve gereksinimleri vardır. Bu dışarı çıkış tehlikelidir; organizma çok uzağa giderse, kendi merkezlenmişliğini, kendi kimliğini yitirir.
Birbirimizi nasıl anlayacağımızı yaşlandıkça daha iyi öğreniyoruz. İnşallah daha gerçek ve içten sevmeyi de öğreniyoruzdur. Anlayış ve sevgi, sadece yaşta gelen bir bilgeliği gerektirir. Ama bu bilgeliğin gelişiminin en yüksek noktasında ortadan silineceğiz. Güzde sararan ağaçları göremeyeceğiz artık. Baharda zarafetle fışkıran kırları göremeyeceğiz. Her birimiz sadece yıldan yıla sararan bir anı oluşturacağız.
Etrafınızda neyin iyi, neyin kötü olduğuna fazla kafa yorarsanız kendi ruhunuzu ihmal edersiniz, başkalarını yargılamak için harcadığınız enerji sizi tüketip yere serer.