Kitabın sonunda yer alan, yazarın ödül töreninde yaptığı konuşmadan bir kesit:
"Edebiyatsız tarih eksik ve şüphesiz yarımdır. Tarih dönemin değirmeninde ezilen, eriyen, tükenen ve yükselen ya da susturulanların sesine yabancıdur. Edebiyatımn keskin kulakları ve derinleri gören bakışları vardır. Bugün burada toplanmamıza vesile olan
ve değerli jürinin ödüle layık gördügü Cümbezin Kızı da "yaklaşık dokuz bin kiz çocuğu, 20. yüzyılın başı" gibi soğuk kayıt cümlelerinin dışındadır.
Akdeniz'in incisi Kıbrıs'ta, koyun koyuna evlerde, bir ağacmn altna toplanıp sohbet edenleri kim ve neden ayrıştırdı? Sınırların önce gönüllere, dillere, selamlaşmalara çekildiğini tarih anlatmaz. İnsanların
göç ettiğini söyler de göçün gönülde açtığı yaraya işaret edemez.
Cümbezin Kızı duyulması istenmeyen sesleri
duyurmak için yola çıktı. Sömürge siyasetine adım adım alet edilen adayı, tencerelerden kızlara kadar her seyi sattıran yokluğu, çaresizliğe mahkûm ediliși dillendirdi."