Ebedîlik önünde hiçbir mesafe hükmü olmadığını,mazide bıraktığı bir sırrı istikbalde çözmek üzere,zahiren geriye döndüğünü,fakat hakikatte ileriye yöneldiğini bilmezler. Bu son derece girift,ince ve zarif helezonun,maziyi istikbale, geriyi ileriye inkılâp ettiren asma köprü mimarîsini anlamazlar. Böylece, gözlerinin seçemeyeceği kadar ileri olanlara, üstelik geri derler. Ne mutlu,ezel kadar eski ve ebed kadar yeni, İslâmın gözlüğünü taşıyanlara!..
Ve nihayet milletini sev ! Ne kadar ? ...Ona yalnız " Seni senin için seviyorum, sen ne olsan yine severim!" demiyecek kadar... "Seni böyle olduğun için seviyorum;ve sen sevilecek bir millet olduğun için böyle oldun!"diye düşünecek kadar...O zaman onu,bu hudut içinde hudutsuz sevebilir; ve bu sevgiyi,kabuk değil de , öz; zarf değil de mazruf;posa değil de cevher milliyetçiliği halinde sistemleştirebilirsin! ...
... Ruh tekrar makinenin ve maddenin sırtına binip onu sevk ve idare etmek hakkını, maddenin âzamî terakki haddine yükselmesi ve bu madde yükselince ruha muhtaç olması yüzünden elde etti...
609 küsur yıllık İslâmî devlet idaremizde tam manasiyle idealist devremiz 250 seneyi aşmaz ve ondan sonra başımıza ne gelmişse bu cezbenin kayıbı sebebine bağlanabilir.