"hiç ummadığım bir anda karşıma çıkmıştın. yorgun ve kararsız olduğun her halinden belliydi. gözlerinde anlaşılmamanın hüznü vardı. çevrendeki bütün kalabalığa rağmen yapayalnızdın."
"haydi yağ! dilediğin kadar yağ artık! kuruyan topraklarımın sana olan özlemini dindir. bir sel gibi taş dudaklarımdan satır satır. yaşadıkça güzelliğinin yağmurundan mahrum etme beni. öldükten sonra toprağıma yağ ki, öldüğümü hiç bilmeyeyim."
"siz aramak için yaratılmışsınız, ne kadar arandığınızı hiç düşünmezsiniz. dünyada sizi arayan insanların da yaşadığı ve sizi buldukları zaman bütünlenecekleri aklınıza gelmez. saadet, sizin için daima aranan, ama hiç bulunmayan bir şeydir. onu bulsanız bile kaybetmekten korkar, asla tadına varamazsınız."
"perdenin arkasında kimseler olmadığına kendimi inandırmak ne kadar güç. oyun yeniden başlasın ve hiç bitmesin istiyorum. ama hep o olsun sahnede. kesiksiz ve süresiz o olsun. uzaktan görsem yeter. belli belirsiz sesini duysam, bu yetecek bana. hayal meyal görebilsem yüzünü, başka bir şey istemem. hadi çık artık diye bağırmamak için kendimi güç tutuyorum. çık da zaman değerlensin. çık da bambaşka bir anlam kazansın yaşamam. imkansızlıklar erisin dudaklarında, ellerin karanlıkları kovsun. ben senin vefalı seyircin; bütün gücümle haykırıyorum, duymuyor musun?"