Kesinlikle ilk kitaptan daha çok beğendim. Daha akıcıydı ve daha olaylar üzerinden gitti ki bu benim en sevdiğim şeydir. İlk kitap başlangıç kitabı olduğu içindir belki, Evangeline dışında hiçbir karakter hakkında bir şey hissetmiyordum. Bu kitap sonunda neden herkesin Jacks'e aşık olduğunu anladığım kitap oldu.
Jacks ve Evangeline'nin ilişkisi ilk kitapta beni fazla etkilemiyordu çünkü Jacks'in tamamen amaçları uğruna onun bu kadar üstüne düştüğünü düşünüyordum, bu kitap bunun aksini bana bir güzel kanıtladı. Belli başlı sahnelerde yastığı ısıracağım sandım. Kimyaları çok iyiydi.
Öğrendiğimiz her şeyin masal aracılığı ile olması benim çok hoşuma gidiyor. Bunu ilk kitabın yorumunda da demiştim ama yazar gerçekten o kadar büyülü bir dil kullanıyor ki benim gibi masallara bağımlı olarak büyümüş birinin çok hoşuna gidiyor.
Heyecan, şaşkınlık, öfke, mutluluk, üzüntü gibi birçok duyguyu hissettiren bir kitap oldu. Hele o sonu...
Şimdi gelelim 1 puanın nerden gittiğine. Stephanie'nin dilini beğensem de kurduğu fantastik dünyayı anlatmakta iyi olmadığını hissediyorum. "Fate" ne demek, nasıl buna dönüşüyorlar diye sorsanız hâlâ söyleyemem. Kehanetlerin, vampirlerin, prenslerin, cadıların olduğu bir evrenimiz var ama bu evren hiçbir zaman tam olarak oturmuyor. Bir bakıyoruz yeni bir fantastik varlık ortaya çıkıyor. Bir bakıyoruz rastgele birisinin güçleri var. Neden? Nasıl?
Ayrıca Jacks'in beni yer yer yoran birisi olduğunu kabul etmem gerek. Kızı istediğin belli, mızıkçılık yapmayı bırakır mısın?
Evangeline de Jacks de yaşadıklarından ders çıkarmak yerine nasıllarsa öyle davranmaya devam ediyor. Lütfen biraz oturup kendiniz ve kararlarınız hakkında düşünün.
Sonuç olarak bu kitabı ilk kitaptan daha çok beğendim. Üçüncü kitap için nasıl bekleyeceğim bilmiyorum.