Uzun kitaplara bayılıyorumm!! Keşke bütün tarihi aşk kitaparı 400-600 sayfalık olsa ama genelde 300 küsür oluyorlar ve biz daha karakterlerin birleşmesini okuyamadan ve daha karakterlere ısınamadan kitap bitmiş oluyor. Bu yönüyle kitaba bayıldım denebilir. Keşke bütün kitaplar bu kitap gibi uzun ve derin yazılsa. Genel olarak 400 den aşağı yazılan kitaplar asla uzun ve iyi yazılmış kitapların verdiği o hazzı ve derinliği vermiyor. Neyse gelelim kitabın konusuna.
Kitaba kimin başrol erkek olacağını bilmeden başladım ve bütün olası erkek karakterler birbirinden kötüydü. O yüzden kimsenin tarafını tutmadan en sonunda kiminle olacak diyerekten okudum. Yani seçimi de eh işte kötünün iyisiydi.
Kitabın olaylarına gelirsek, kitabı genel olarak beğendim, erkek karakterlerin yaptığı iki olay olmasaydı daha da çok sevebilirdim ama yazar öyle bir yazmış ki normalde kitabı yarım bırakmama bile neden olabilecek olayları iyi mi ele almış iyi mi yazmış bilmiyorum ama merakla okuttu yani. Birde nedense başl erkek karakter her şeyi yapıyor ve en sonunda çok kolay bir şekilde affediliyor. Bilmiyorum bence biraz daha sürünebilirdi. Neyse, onun dışında güzel kitaptı.
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle son olmayacak. Yazım tarzına bayıldım. Tam istediğim gibi, bol olaylı ve her 5 sayfada bir her şey değişiyor. Diğer tarihi aşk kitaplarına kıyasla, bu kitapta karakterler arasındaki aşk daha ön plandaydı. Sadece fiziksel çekim değil, duygusal bağ da hissediliyordu. Son dönemde okuduğum kitaplarda bunu pek göremiyordum. Sanırım fiziksel çekimi yazmak yazarlar için daha kolay çünkü birinin fiziksel olarak neden çekici olduğunu açıklamak basit. Ama duygusal çekimi yazarken, “Neden diğerleri değil de o?” sorusunu okura inandırıcı şekilde anlatmak daha zor oluyor.