Düşünmesi gerekeni düşünemiyor, yapması gerekeni yapamıyor. Düşünen o değil, konuşan o değil. Neredeyse tutan da o değil. Neyi seveceği, neyi düşüneceği oturduğu yerden on binlerce kilometre uzaklardan ona öğretiliyor. Üzerindeki kıyafeti onun zevklerini yansıtmıyor, sofrasındaki yiyecekler onun kültüründen gelmiyor. Gülmesi de ağlaması da baş- kalarının etkisi ile. O sadece kabloya bağlanmış bir cihazın karşısına geçiyor, bütün iradesi bu.
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin,
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin ...