''İnsanlar genelde ellerindekini kaybedene dek onun ne kadar değerli olduğunun farkına varmazlar. Hayatlarını daha iyisini arayarak, daha iyisini isteyerek, daha iyisine ihtiyaç duyarak geçirirler ve zaten hepsine sahip oldukları gerçeğine karşı kördürler.''
''Normal insanlar, bu kadar kötü hissetmeyi hayal bile edemediklerini, muhtemelen ölmek isteyeceklerini söylerlerdi. Bunun ölmek istemekle alakalı olmadığını açıklamaya çalışmadım. Daha çok yaşamıyor olman gerektiğini düşünmekle, yorgunluğu iliklerinde hissetmekle ve bu yorgunlukla gelen aşırı derecede korkuyla bir ilgisi vardı. Yaşamanın doğal olmayan gerçeğiyse önünde sonunda bir şeyleri onarmak zorunda olmaktı.''
''Öğrenmek tuhaf bir olay: Ne kadar derinlere gidersem, var olduğunu bile bilmediğim şeylerle karşılaşıyorum. Kısa bir süre önce, her şeyi -dünyadaki tüm bilgileri- öğrenebilirim gibi aptalca bir hisse kapılmıştım. Şimdi ise, sadece onların var olduğunu bilebilmeyi ve bir nebzesini anlayabilmeyi ümit ediyorum.
Bunun için vakit var mı?''
'' Zamanla derin, durgun bir uykuya daldı. Bu uyku ancak çekilen acıların dinmesiyle mümkündür. O durgun, derin uyku ki bundan uyanmak insana acı verir. Bu uyku ölüm bile olsa kim uyanıp da gene yaşamanın bütün çile ve yüklerine; bugünün dertleriyle yarının kaygılarına ve hele dünün üzücü anılarına yeniden dalmak ister?''