Ve yavaş yavaş hışırtılar kanımda kabarmaya başladı :Artık kendimi hissetmiyordum ;bu nefeslerin benim kendi nefeslerim mi ,yoksa geminin uzakta çabalayan kalbinin mi olduğunu bilmiyordum ;bu gece yarısı dünyasında ,dinmek bilmeyen bir hışırtı içimde akıyor ,akıntıda kaybolup gidiyordum .
Ona bir düşman gibi davranılmamalıydı,aksine aile sorumluluğunun gereği olarak ona karşı duyulan nefret bir kenara bırakılıp sabredilmeliydi ,yalnızca sabredilmeliydi.
Buna rağmen yine de karşısında dimdik duran bu adam ,babası mıydı? Bir zamanlar Gregor iş seyahatine çıkarken yorgun argın yatağına gömülüp kalan,Gregor eve döndüğünde ise kendisini ropdöşambrı içinde rahat koltuğunda karşılayan;sevincini göstermek için ayağa kalkmaktan bile aciz olan ve sadece kollarını açabilen ,yılda birkaç pazar günü ve çok çok tatil günlerinde nadiren beraber çıktıkları gezintilerde ağır ağır yürüyen,karısı ile Gregor’un ortasında eski paltosuna sarınmış,elinde dikkatle kullandığı bastonuyla onlardan daha ağır giden ve bir şey söylemek istediğinde hemen her defasında durup diğerlerinin yanına gelmesini bekleyen babası mıydı bu karşısında duran adam?