*spoiler*
"Uzay benim için her zaman bilinmez olmuştur. Filmleri, bilim kurgu romanları... Arthur C. Clarke, Tanrıların Arabaları... Ya burada olmam inanılmaz bir şey yani! Space Odyssey!" diyor ve başlıyorum.
Sevgili İthaki yayınları, Tanrılar belanızı versin, saygılar. Birinci sayfa, birinci paragraf yazım yanlışları başlıyor. Bağlaçlardan sonra virgül konmaz. Bağlaç olan ki de bir bağlaçtır (adı üstünde bağlaç olan ki) ve ondan sonra da virgül konmaz, tıpkı benim bu cümlede hiçbir yere virgül koymadığım gibi. Gün ve ışığı yani gün ışığı bitişik yazılmaz; ayrı yazılır. That's it bruuh! Mic drop. Side eye.
İlk sayfalardan ABD ve SSCB gerilimi başlıyor. Bu savaşta ABD'nin tarafında yer alacağımı bir an bile düşünmüyorum. Özellikle uzay söz konusuysa. Rusya halkına açık politikaları ile bütün bilgileri, uzay gelişmelerini, araç gereçlerini sergilerken nasıl geldiniz ve çaldınız iyi biliriz. Ay'a da bugün kalksam gitsem kimsenin ayak izini göremem, böyle de eminim. CGI ve yeşil perde kalpazanları sizi. Bizimle uğraşmayın Allah'ıma kitabıma laağnn!
Bu iki süper gücümüz "I wanna be on the front line, knotted up suit ties, talkin' like a headstrong mama" diye konuşadursunlar, gerçek patron eve geldi. Şimdi naneyi yemediniz mi?
Henüz on sekizinci sayfadayken insanoğlunun ne mal olduğu tüm açıklığıyla gözlerimizin önüne seriliyor. Alexander Wainwright adlı eski bir din adamı, şimdilerin Özgürlük Birliği lideri eline bir imza kağıdı almış diyor ki "Şı kıdır imzi tiplidim. İziyliliri bin di giricim." Sen kimsin ula solucan ölümlü? İmza toplayıp uzaylıları görmek istiyon. Uzaylılar da diyecek ki "Waow! Madem imzan var, hemen görünelim." Ahahahhaah
Mükemmel bir olaylar silsilesi. Mü kem mel. Çünkü böyle bir durum yaşansa eminim embesil bir çengelköy hıyarı adam böyle bir