O gece-ışıklar kısık, müzik kubbede, hava kestane kokulu. Çiçek Pasajı’nda biri birine eğilip “Şimdi mi?” diye fısıldıyor. Cevabı bu kitap: Bir geceden çoğalan çok sesli öyküler. Her metin, kişisel sızıyla ortak belleğin çatlağını birbirine dikiyor; diyalog parıltı değil omurga, sahne süs değil hakikat. Şehrin uğultusu fonda, masadaki sessizlik esas oyuncu.
“Son beş dakika,” dediler; kavun tabağı tazelendi, kahkaha ve müzik kubbeye çarptı, omzumuza bir el koyuldu; içimizden şu geçti: “Bu anı elimden alma.”
İstiklal’in uğultusu, bayat şarabın kokusu, kızarmış ciğerin buharı, depremin şehre sinmiş tozu… Sızı tam burada: kapı eşiğinde duran bir yara. Pasajın kalbinde, zaman bir anlığına durur, karanlık cam tavanda çoğalır, bir bıçak hem mekânın göğsüne hem birlikte yaşama umudumuza saplanır; sonra saat tam 12’yi vurur.
Bu kitap, o gecenin yankısıyla yazıldı. Işıklar geri geldiğinde, içimizde neyin eksildiğini anlamaya çalıştık. Yirmi beş yıldır cebimizde taşıdığımız o gece, şimdi çok sesli bir deftere dönüyor; her öykü kişisel bir sızıyla ortak belleğin çatlağını birbirine dikiyor. Burada bitmiyor; birlikte atlanacak daha çok eşik var.
Biz, o gecenin üzerinden yirmi beş yıl geçse de aynı eşiğin önünde bekleyenleriz.
Geri sayım bitti; söz şimdi sende.
Hakan Akdoğan
Emel Altuntaş, Gaye Aybar, Sevin Bayrı, Yusuf Ziya Beyzadeoğlu, Başak Bıyıklı, Benan Bilek, Eda Büyükçapar, Gökbanu Sezi Çoşkuner, Mahinur Çenetoğlu, Saliha Demir, Elçin Çakmak Eraslan, Duygu Görücü, Mualla Çelik Hıdıroğlu, Kadir Horzum, Buğra Kaleli, Elif Özge Karakaya, H. Nilgün Karataş, Fatma Maksude Kılınç, Arzu Kurt, Gönül Yasemin Ölmez, Şebnem Özbay, Tuba Ayşe Özgür, Zeynep Pınarbaşı, Zeynep Tezel, İsmet Ümit Tığlı, Melek Toksoy.