Şimdi buradayız işte. İşlediğimiz günahın kefaretini ödüyoruz. Bir adam tarafından kaldırılmaya izin vermiş, onun peşine körü körüne takılmış olmamızın kefaretini; başkaldıran insan tanımını unutma, bencillik, öngörüsüzlük, vurdumduymazlık, diktatöre boyun eğme, küçük hırslarımıza kapılma günahlarının kefaretini. Gündelik yaşamımız içinde küçük boyun eğişlerimizden oluşan küçük günahların hikâyesi bu.
"Hayattan öğrendiğim bir şey var. Her yerde kötülük çok kuvvetli ve zor yeniliyor. İyilik daha zayıf kalıyor. "
"Kaygılanma" dedim, "var gücümüzle mücadele edeceğiz. Bu adada kötülük egemen olmayacak."
Ve gözlerin dudakların söylemekten, anlatmaktan o kadar titredikleri yürekten taşıp gelen şeyleri anlatmak için musiki kendilerine yardım ediyor, sanki ruhları için bir buluşma sebebi oluyordu.
Ve kendisi, bu çeşitli kişiliklerin elinde oyuncak, sefil, kendisini şimdi buna, şimdi ötekine kaptırarak iradesiz, bir şey ihtimali olmaksızın, gidiyordu. Ve korkuyordu, ara sıra kendi ruh karanlığına bakıp ne hainlikler yapabileceğini görerek kendisinden korkuyordu.